• Inu x Boku SS


    Inu x Boku Secret Service

    Daha önce de blogda yer verdiğim Dogs: Stray Dogs Howling in the Dark, Ben-Tou, Level E, gibi yapımların arkasındaki David Production 2007 yılında kurulmuş bir şirket olmasına rağmen hep belli bir çıtayı yakalamayı başarıyor. Ne öyle çok sansasyonel ne de rezil rüsva animelerle karşımıza geliyorlar ama hep aynı kaliteyi, hep aynı çizgiyi korumaya çalışıyorlar. Arada çok ufak oynamalar oluyor ama bu değişimlerin hepsi ortaya çıkan işlere pozitif yönde yansıyor. David Production ya iyi ya da iyiden biraz daha iyi animeler üretiyor.


    David Production'ın ürettiği yapımlarda ise genellikle komedinin ön planda durduğunu söyleyebiliriz ama bu pek alışık olduğumuz türden bir komedi türü değil. Ne başka bir animeye ne de kendine sataşarak, klişelerden tamamen yakasını sıyırmış yepyeni esprilerin peşinde koşuyorlar. Bu esprilerin izleyenlere kaç desibelden kahkaha attırdığı David Production'ın umurunda bile değil. Taze ve üretken bir stüdyo olduğu için şu anda bir kitle yaratmakla ilgileniyor David Production. Bunu da layıkıyla yerine getirdiklerini düşünüyorum.

    Inu x Boku SS de stüdyonun bu geleneklerini sürdüren bir anime. Ririchiyo ile Miketsukami arasındaki tuhaf ilişkiyi inceleyen animenin minimal konusu bölümler ilerledikçe gelişiyor. Biz bu iki karakteri gitgide daha yakından tanımaya başlarken serinin yan karakterleri ise işin eğlence faslını devralıyorlar. Nihayetinde Inu x Boku SS kaliteli bir seyirlikten öteye geçmiyor... hatta geçmek için bir çaba bile sarf etmiyor. Fakat sado-mazo ayrımı gibi çok zekice düşünülmüş esprilerle, neredeyse her bölümde yer verilen farklı ED'ler ile, gereğinden fazla pembeleştirilmemiş romantizmiyle asla sıkmayan ve zaman zaman bolca eğlendiren bir anime olmayı beceriyor.


    3 Görüş:

    1. Çoğu kişiden bu anime için senin yorumuna benzer olumlu yorumlar dinledim. Ama sırf lolicon nefretimle mi alakalı bilemiyorum, ben bu animeyi hiç sevmedim, izleyemedim de birkaç bölümden sonra bıraktım. Espriler orjinalden ziyade sıkıcı gelmişti. Karakterler parodi denicek kadar abartılıydı (bence). Ama animasyon hakkında söylediklerine katılıyorum.

      YanıtlaSil
    2. David Production'ın yapımları genellikle kaliteli seyirlikten öteye gitmeyen animeler. Beklentiyi minimuma çekince kafayı dağıtmak için iyi bir araç olabiliyorlar. Genellikle 1 veya en fazla 2 tane çok iyi bölüm (bu animedeki 5. bölüm gibi) sunup geri kalan süreçte rölantide gitmeyi tercih ediyorlar. Bir de diğer stüdyoların hiç zahmet etmedikleri, her bölüme farklı ED koymak gibi işlere girişmeyi seviyorlar ve bu ED'lerden biri klasik J-Pop olurken diğeri senfonik metal olabiliyor. Dediğim gibi yıllar sonra bile akılda kalacak türden animeler üretmiyorlar ama en azından o sezonun stres topu olmaya çalışıyorlar.

      YanıtlaSil
    3. spoiler olacak ama :D

      son bölümün nerdeyse tümünde ekrana sarılasım geldi. hatta sarıldım bile!

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi