• 2011 Sonbahar Sezonu - En İyi Seri



    01 Kasım - 08 Aralık tarihleri arasında blog içinde yapılan oylamada sizlerin katılımınızla 2011 Sonbahar Sezonu'ndaki En İyi Seri Guilty Crown seçildi. Bahar Sezonu ve Yaz Sezonu'ndaki oylamalarda olduğu gibi zaman ayırıp fikrini belirten herkese teşekkür ederim. Toplam 255 oy kullanılan oylamada sıralama şu şekilde gerçekleşti:


    Guilty Crown28
    Mirai Nikki27
    Bakuman 220
    Fate/Zero20
    Chihayafuru19
    Boku wa Tomodachi ga Sukunai18
    Persona 413
    Ben-Tou12
    Kimi to Boku12
    Maken-Ki!12
    Working 211
    Sekaiichi Hatsukoi 210
    UN-GO9
    Hunter x Hunter8
    Last Exile: Ginyoku no Fam8
    Phi Brain: Kami no Puzzle8
    Shakugan no Shana 35
    Maji de Watashi ni Koi Shinasai!4
    C33
    Mobile Suit Gundam AGE2
    Shinryaku Ika Musume 22
    Tamayura: Hitotose2
    Kyoukai Senjou No Horizon1
    Mashiro-Iro Symphony1

    Buradan çıkarılacak dersler:
    1- UN-GO'ya oy veren o 9 kişiyi bul ve bir an evvel arkadaş olmaya çalış.
    2- İlk 11 animenin hepsini izliyorsun, ilk defa bir sezona bu kadar hakimsin.
    3- Chihayafuru'nun arkasında Nana'nın, Aoi Bungaku'daki bir bölümün yönetmeni varmış. Yazsana haftalık!
    4- Fate/Zero'ya o kadar döktün saydın, paşa paşa izliyorsun. Yalasana tükürdüğünü...
    5- Manglobe sen bu hallere düşecek stüdyo muydun?!

    6 Görüş:

    1. guilty crown gereksiz nudity olan klişe bir seriye benziyordu? nasıl bir ayrıcalığı var merak etsem mi hiç bulaşmasam mı diye düşünüyorum şimdi.
      Vay shana 5 :O sen bu hallere düşcek tsundere miydin? Last exile 8 :o ? ah ah bnm güzel tamayuramdan kim ne anlar ztn huzurlu animem benim. yeni bolum cıksa da okonomiyaki krizine girsem yine!! >_<

      YanıtlaSil
    2. Valla ben de GC'ye paso saydırıyorum, başıma bir iş gelmesinden korkuyorum :)
      Shana ile Exile'i takip etmiyorum da Tamayura'yı 7'de bırakmıştım. Artık enerji içeceğiyle izlemezsem anında uyuyakalıyordum. Kızcağız buldu mu bari aradığı parıltıları?

      YanıtlaSil
    3. Sitede en tatmin olduğum oylama herhalde. Guilty Crown ve Mirai Nikki oturmuş.

      @animedyum
      Chihayafuruyu yazman için pek geç değil, yazarsan bir okurun hazır :)

      Novelistten sonra UNGOdan koptum. Şu an türünde Gosick diyorum. (Uzunca bir süre de Gosick kalacak gibi.)

      YanıtlaSil
    4. Chihayafuru oldukça hoş bir seri. Hele ki Chihaya hakikaten izlemekten keyif aldığım bir karakter. Ben karuta oyununa hala mana biçememiş bir halde olmama rağmen her hafta çıktığı gün izlemeye devam ediyorum. Geç olsun güç olmasın diyerek sonraki ilk bölümle birlikte başlarım :)

      Un-Go benim bu sezonda en beğendiğim seri oluverdi. Gosick sonrası Kamisama no Memo-chou ve Dantalian no Shoka hemen peydah olmuşlardı ama Un-Go'nun bu üçlüden ayrıldığı net çizgiler var. En basitinden çok meşhur bir yazarın hikayelerinden uyarlanması ve "laf sokan zeki kız - ayakçısı erkek" modeli Un-Go'da çöpe atılmış durumda. Firma da Bones olunca animasyon bayağı yukarılarda. Novelist'in tam çıktığı bölümde bıraktıysan en yakın zamanda izle derim çünkü bir sonraki bölüm (Penguen'i ayrı tutarsam) geçen ayın en iyi bölümüydü bana kalırsa.

      YanıtlaSil
    5. Şu yazdığın soru-cevap temalı animelerin hepsinde kız ve erkek ilişkisini yazdın, yine yazdın, yine yazacaksın.
      Tüm gerekenleri topladığımdaysa "UNGOyu sevmenin en önemli nedeni artık iplerin bir erkeğin elinde olmasını görmen" demeden bitiremem :D
      Ama tavsiye ediyorsan devam edeceğim. (kaldığım yerde en son kahramanımız novelisti hapishanede ziyaret etmişti.)

      YanıtlaSil
    6. Haha, iyiydi bu :) Yani ipler tam olarak elinde de sayılmaz ama en azından getir götür işi yapmıyor başkarakter. En iyi arc başlamadan bırakmışsın, kesin devam et derim. Referans alınan hikayelerden ayrılarak biraz özgürleşmeye de çalışıyor şu sıralar. Gerçi 11 bölüm alt tarafı, ne kadar özgürleşebilirse...

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi