03 12 2009
Full Metal Panic - 13A Cat and a Kitten's Rock & Roll Mithril’in ana üssünde rutin işler devam ederken narin ve süper zeki kızımız Tessa odasına girdiğinde Mao’yu bira ve sigara işbirliğiyle kafa yaparken bulur. Ast-üst ilişkisinin yanında mesai saatleri dışında bu ikilinin sıkı arkadaş olduklarını öğreniyoruz. Tessa, Mao’nun bu vaziyeti hakkında sürtük, bar kızı gibi laflar gevelemeye başlayınca Mao’nun tepesi atar ve tartışmaya başlarlar. Konu kimin daha zor şartlarda çalıştığına gelir. Tartışma sonunda Mao, Tessa’yı robotlarla yapılacak bir karşılaşmaya davet eder. Kaybedenin üstte, üst tarafı çıplak bir şekilde gezeceği bu karşılaşmayı Tessa o cılız yapısına hiç bakmadan kabul eder. Ana konuyla hiç ilgisi olmayan ama karakterlerin kendi aralarındaki ilişkilerine odaklanan eğlenceli bir bölüm. Özellikle Tessa’nın Sousuke’nin üzerine düşmesi ve Sousuke’nin solucan gibi sürünerek bu durumdan kurtulmaya çalışması görülmeye değer. Bölümün tek eksisi Kaname gibi hem ana hem de arıza bir karakterin bu bölümde görünmemesiydi. |
02 12 2009
Full Metal Panic - 12One Night Stand Kaname ve diğerlerinin rehin alındığı gemiden dev bir robot kolu çıkıp, Mao’yu sinek yakalar gibi eline geçirdiğini görürüz. Böylece geminin içinde bulunan robotun büyüklüğü ile ilgili daha doğru fikirlere sahip oluruz. Tabii ki King Kong bozması robotumuzun büyüklüğünün yanında diğer bir özelliği ise Lambda Driver’ına sahip olmasıdır. Bu serideki robotların çizimlerinden nedense hoşlanmadığımı daha çok bir hisseder oldum. Şu ana kadar gördüğümüz robotlardan sadece Gauln’un kullandı robot karizmatikti. Ama şöyle de bir gerçek var ki insanoğlunun yapacağı robotlar da bu seridekiler kadar çirkin olacağına inanıyorum. En azından bir süreliğine… Devasa robotun içindeki eleman, kendisine baygın baygın bakan Sousuke, Kaname, Weber ve Tessa’dan oluşan grubu fark edip peşlerine düşer. Şehrin içinde King Kong arkada bizimkiler önde evlere şenlik bir kovalamaca izleriz. Sebebi ise koca şehirde bu dörtlüden başka birilerinin yaşamadığını bomboş otobanı görünce idrak etmemizdir! Bu bölümde benim için diğer önemli nokta ise Kaname’nin Lambda Driver’ı teknolojisine yakın olduğunda içinde bir şeylerin kıpraştığını fark etmemdir. Aslında aynı durum Sousuke’nin Gauln ile savaşında da olmuştu. Bu durumla daha sonraki bölümlerde de karşılacağımıza eminim. Bu kapışmada olduğu gibi gelecek kapışmalarda da Kaname’nin direktifleri Sousuke’nin akıbetini belirleyecektir. |
01 12 2009
Full Metal Panic - 11Behemoth Awakening Takas sırasında işler yolunda gitmemiştir. Sousuke’nin elleri bomboş kalmıştır. Kurz ile birlikte bir pikaba atlayan adamımız, Mao’nun da desteğiyle rehinelerin yerine ulaşmaya çalışmaktadır. Bölüm şehir içindeki gezinti, geniş açıdan çekilen büyük yapıları, rehine kurtarma ve gözü karalık durumundan Zor Ölüm bölümlerinden birini andırmaktadır. Temposu yüksek bir bölüm. Kovalamaca, rehine kurtarma, zor ölüm serisi falan filan derken işin içine robotlar iyice girince boyut atlayıp bu seferde kendimizi Gundam serilerinden birinde sanıyoruz. Bölüm sonundaki çatışma bu hislerimi kabartınca , biramdan bir yudum daha çekip diğer bölüme geçmeyi sabırsızlıkla beklerken buluyorum kendimi. |
28 11 2009
Darker Than Black: Ryuusei no Gemini - 8On Summer Days, the Sun Sways DTB2'nin şimdiye kadar oturttuğu en belirgin özelliği olan "tanındık simaların harcanması" vukuatı bu bölümle bir kez daha ekranlarımıza geldi. Öncelikle Hei ile Rus istihbarat şefi (?) arasında yaşanan birkaç perdelik dövüş gerçekten iyiydi. Her şeyden Hei'nin yemek(ler) yeme alışkanlığı geri döndü. Hemen akabindeki çatal hareketi, daha sonrasındaysa tren dışındaki kısacık saldırı sahneleri fevkaladeydi. Bu serinin bir özelliği de dövüşleri sıtkınız sıyrılacak kadar uzatmaması. Bu seride karakterler dakikalarca dövüşmüyor, aynı gerçek hayatta da olduğu gibi. Biri -tabii ki Hei varsa Hei- ölümcül darbeyi vuruyor ve dövüş sonlanıyor. Olması gereken de bu. Tanya'yı vuranın Suou olmadığından eminim fakat Tanya'nın vurulması da nedir öyle? Kızın resmen karın bölgesinin solu "uçtu". Shion'un uzaktan şişleme ihtimali çok yüksek ki zaten vurulmanın hemen ardından çocuğu görmemiz de bu ihtimali kuvvetlendiriyor. Shion'un da seriye dahil olmasıyla artık geriye kalan bölümlerde aralıksız bir tempo bekleyebiliriz. DTB2 acele etmeden ama çok da fazla genişleyemeden hedefine doğru ilerleyen bir seri. Fakat kalan 4 bölümde şu ana kadarki bilinmezlerin hepsini nasıl toparlayacaklarını gerçekten merakla bekliyorum. Yin'in durumu tam bir muamma. Shion'un olayı bilinmiyor. Madam Oreille'in yanındaki ikizler falan neyin nesidir hiçbir fikrimiz yok. Bunların hepsi nasıl birleşecek, mantıklı olacak mı, seyirciyi tatmin edecek mi gerçekten merak ediyorum. DTB'den başka bir seri, Okamura'dan başka bir yönetmen olsaydı "aha yandılar," derdim ama şu anda kalan 4 bölümde bu parçaların nasıl yapışacaklarını izlemek için sabırsızlanıyorum çünkü seriye güvenim tam. Zor bir dönemece giren DTB'ye OVA da ilaç gibi gelecek sanki. |
26 11 2009
Aoi Bungaku - 2No Longer Human Chapter 2: Ghost İkinci bölüm Yozo'nun intihar sonrası yaşamının fidanlarının atıldığı bölümdü. Yeni bir başlangıç yaptığının altı çizilen Yozo bundan önceki hayatının aksine artık insan gibi yaşamak, insan gibi hissetmek istiyor. Ölen Tsuneko'nun son sözleri sürekli kulağında yankılanan Yozo belki de intihara yönlendirdiği bu kadının mirasını devralıyor. Kendini bir canavar/hayalet gibi gören, büyüdüğü ortamdaki herkesten korkan, olabildiği kadar toplumdan kendini dışlamış bir karakter Yozo. Hayatını şekillendiren bu alışkanlıkları değiştirmeye karar veriyor. Gerçek bir insan olmak istiyor, şimdiye kadar "sürdürdüğü" insan rolünün aksine. Kalacak bir yeri olmayan Yozo'yu yine bir kadın, Shizuko isimli gazeteci kurtarıyor. Biz de sık sık izlediğimiz Yozo'nun geçmişindeki tuhaf bir sahneyle cebelleşiriz. Kadınların bu çocuğun üzerinde ne gibi bir etkileri olmuş olabilir ki onları bir türlü tanımlayamıyor, anlamlandıramıyor, kadınlardan birini de öldürmeyi içinden geçiriyor. Biz Yozo'nun günümüzdeki haliyle ilk bölümde tanışmışken ikinci bölümde bu gencin çocukluğuna iniyor ve okul arkadaşlarından biriyle yaşadığı tuhaf tecrübeye tanık oluyoruz. Karakter gelişiminden gerçekten çok başarılı çıkacağı aşikâr olan serinin bu bölümündeki en güzel ayrıntılardan bir tanesi de Yozo'nun okul yaşamında başından geçenlerdi. Her başarısızlığında etrafında ona gülenlerle birlikte kendine gülmesi, sınıfın önünde pantolonu aşağı düşmüşken bunu yine çok olgunca karşılaması aslında onun olgunluğunu değil sadece ortama ayak uydurma rolünün parçalarını gösteriyordu. Fakat herkes gülerken bir tek çocuğun onun bu "numarasını" çakması Yozo'nun da dikkatini çekti ve bu sayede kendine gerçek bir arkadaş edinmiş oldu. Tabii bu çocuk aynı zamanda Yozo'nun gerçek formunu da görebiliyor ki bu detay sıradaki iki bölümde kesinlikle netliğe kavuşacaktır. Velhasılkelam şimdiye kadarki iki bölüm beni fazlasıyla tatmin etti. O canavar çizimi gerçekten korkutucu, insanı irrite ediyor. Bunun dışında müzik kullanımı da çok yerinde. Çok durgun bir yapısı olan bölümün içinde bir anda patlayan şarkı, karakterin de duygu yoğunluğuna tercüman oluyordu. Hakkında yazılan yorumların hakkını şimdiye kadar verdiğini düşündüğüm seri 12 bölüm sürecek olmasıyla da bu blogta kendine kesinlikle yer bulmayı garantiledi. |
25 11 2009
Aoi Bungaku - 1No Longer Human Chapter 1: Double Suicide in Kamakura Japon edebiyatının modern klasikleri arasına giren altı hikâyeyi anlatan Aoi Bungaku başlayalı neredeyse 1,5 ay oldu ama ben ancak seriye başlamaya karar verebildim. İlk bölümü çıktığında izlemiş ve serinin bir potansiyeli olduğunu düşünmüştüm. Biraz bekleme ve izleyenlerin yorumlarını tartma fırsatını değerlendirdikten sonra nihayet bugün gerçek anlamda seriye başladığımı söyleyebilirim. Osamu Dazai’nin No Longer Human (Ningen Shikkaku) isimli eserinin anlatıldığı ilk dört bölümde ilk göze çarpan çizimler. Erkek karakter Yozo Oba'nın saç kesimini görünce aklıma direkt Death Note gelmişti. Death Note'un her şeyi olarak bilinen Obata Takeshi ismini de Aoi Bungaku'nun çizim ekibinde görünce çizimlere daha da bir güvenesim geldi. Tabii bu biraz da tarz meselesi. Death Note'un animasyonunu beğenmeyen birine Aoi Bungaku'nun en azından ilk 4 bölümü çizim olarak hitap etmeyebilir fakat serinin dayanak noktası olan klasik edebiyat eserleri animasyonu, tekniği, sesi vs. sollayıp geçecek kadar kuvvetli. Hoş, serinin teknik departmanı da yabana atılır cinsten değil. Konu ve yönetim birleşip akıllara kazınacak bir seri sunuyorlar. İlk bölüm Yozo'nun monologuyla açılıyor. İnsanları, özellikle de kadınların nasıl yaşabildiklerini anlayamadığını söyleyen Yozo bir sanat öğrencisi. Mamafih yeteneksiz de bir öğrenci. Varlıklı bir ailenin çocuğu olmasına rağmen ailesiyle bağları kopma noktasına gelen, hayatta kendi ayakları üstünde durmayı başaramayan, sırf para veriliyor diye Direniş Hareketi'ne katılan avare biri Yozo. Direniş toplantısını basan polisten kaçarken de bir konsomatris olan Tsuneko ile tanışıyor. Tsuneko onun hayatını bir değil, iki kere kurtarıyor ama Yozo bunun karşılığında içinden kadını öldürmeyi geçiriyor. Nihayetinde her ikisi de bir uçurumun kenarından atlayarak intihar ediyorlar. İlk bölüm bazında ele alırsak seri çok ciddi argümanlar içeriyor. İntihar bunların yanında belki de en hafif kalanı. Yalnızlık ve aidiyetsizlik duygusu, hayat içinde savrulmuşluk hissi, çabalara rağmen başarısızlığın getirdiği umutsuzluk ve boşvermişlik bunların başında. Yozo'nun ara sıra gözünde canlandırdığı çocukluk hatıraları belki de karakteri daha iyi tanımamıza olanak sağlayacaktır. Şimdilik sıradaki bölümün neler getireceği hakkında hiçbir fikrim yok ki bir adım sonrasında bize ne sunulacağını bilememek gerçekten benzersiz bir duygu. |
24 11 2009
Fullmetal Alchemist: Brotherhood - 33The Northern Wall of Briggs Herkesin kuzeye gitme serüveninin anlatıldığı bölüm kemikleşmiş başroller Ed-Al ikilisinin haricinde Scar-Marcoh-Chang May üçlüsü ve Kimblee pisliğine yeni bir karakterin daha eklenmesine ön ayak oldu: Olivier Mira Armstrong. Tamamıyla kadınlara adanmış 23. bölümden sonra yeniden çok güçlü ve erk sahibi bir kadını görmek hoşuma gitti. Briggs'in patroniçesi Olivier Mira Armstrong birkaç bölüm daha (tahminim Kimblee gelene dek) sözünü geçirtecek bir karakter olarak dikkat çekecektir. Scar-Kimblee kapışmasında ilk perdenin yaşandığı trendeki dövüşme sahneleri hasret kaldığımız aksiyonun altını yeniden yakmayı başardı. Felsefe Taşı yutmuş bir Kimblee'yi orasına burasına bir şeyler sokarak yenemeyeceği aşikâr olan Scar yine de ilk raundu kazandı diyebiliriz. Adam maziden bir sahneyi gözünde yeniden canlandırarak resmen gaza geliyor. Elinden kaçırdığı Kimblee'nin ardından bağırışıysa şimdiye kadar çizilen umursamaz vahşilikteki Scar karakterine çok ters düşen bir hareketti. Lakin Ishbal adı geçtiğinde gözleri dönen bu adamın da kendine ters düşen çıkışlarda bulunması, onun da en azından duygu sahibi biri olduğunu gösteriyor. Geçen bölümle başlayan konu örme bölümleri devam ediyor. Bu fasıl heyecanı azaltacak kadar uzun süreceğe benzer. O arada seyircinin dikkatini canlı tutabilmek için yapımcıların birtakım taktiklerle karşımıza çıkacaklarına şüphem yok. Gerçi FMA her halükârda kendisini izletebilen bir yapım ama yine de serinin şimdiye kadarki muhteşem performansına gölge düşürecek bir monotonluk gidişata sekte vurabilir. |
22 11 2009
Stereopony - Tsukiakari no Michishirube
Darker Than Black: Ryuusei no Gemini OP
Şarkı Sözü kotae no nai mainichi ga tada sugiteiku jikan ga kore kara saki dou naru no darou? wakaranai... yami yori mo fukai yoru no kodoku ni madowasareteta dareka ni ima kizuite hoshii... koko kara nigedashitai kara mado kara mieru asayake heya ni narihibiku oto araamu ni okosarete usugurai naka ie tobidasu yo kaban no naka ni wa nanimo kawaranai heibon tsumekonde soshite itsumo no basho e dareka ga itta kotoba ga ki ni natte madowasarete arasoitaku nante nai kara nanimo ienai yume ya risou wa aru keredo kimochi bakari saki ni itte genjitsu ga zutto ushiro kara boku o miteru nee dareka oshiete minna sou na no ka na? kyou ga shiawase nara sore de ii to omoeru tte osanai koro ni wa tashika ni atta yo yume o oikaketeta demo sore mo tooi kioku kotae no nai mainichi ga tada sugiteiku jikan ga kore kara saki dou naru no darou? wakaranai... tsukiakari no michishirube kumo o koe boku ni todoke susumu beki michi o terashite yo kyou ga donna ni kowaresou demo nani ga atte mo nani ga atte mo shinjitetai kara ano hi no tooi kioku yobisamasu kara wasurenaide ne mune ni kizamitsuke kotae wa jibun no naka ni kanarazu aru mono da kara akiramenaide tsuyoku ikiru koto o yamenaide kanashisugite mae ni susumenai toki demo tomo ni nayami ayunda bokura ni kaze wa fuku doko made demo |
21 11 2009
Darker Than Black: Ryuusei no Gemini - 7The Doll Sings to the Dancing Snow... DTB böyle bölümlerde kendi farkını ortaya koyabilen bir proje. Ara/doldurma bölüm gibi görünen bölümlerde bile konuyu örmeyi, karakterleri geliştirmeyi başaran bir seri. "Sanki hiçbir şey anlatmadı" diye hayıflanacakken arka planda önemli noktalara parmak basan ve neredeyse kimsenin ruhu bile duymadan anlatacağını anlatabilen bir seri DTB. Çok durgun geçiyormuş hissi veren bir bölümde bile July'ın karakter gelişimini, Hei'nin güçleri olmadan da ne kadar marifetli olabileceğini (ki bunu ilerleyen bölümlerde göreceğimiz aksiyon sahnelerine hazırlık olarak da düşünebiliriz), dünyanın neden kuklaların (doll) peşinden koştuğunu anlatabilmeyi başarıyor. Ilya Sokolov isimli bir yükleniciyi ve takımımızın kimseye yakalanmadan sınırı geçmesini konu olarak belirleyen bölüm, serinin şimdiye kadarki "kolay harcama" vasıflarını da bir kez daha kanıtlamış oldu. Ilya Sokolov gibi çok kuvvetli bir yüklenicinin önce yapabileceklerini gösterdi, sonrasındaysa Hei'nin yapabileceklerini. July da Yin gibi bir kukla. Duyuları var, canı acıyor, koku alıyor falan ama duyguları sanki yok gibi. Yin ise ilk seride tepkisiz bir karakter gibi çizilse de duygu zerrecikleriyle kalbimizde yer edinmişti. Herkesin bu kuklaların peşinde olma nedeni onları birer robot gibi kullanabileceklerini düşünüyor olmaları. Kalan 5 bölümün hemen aksiyona bağlayacağını sanmıyorum. Hatta bence bu seri asla ilk serideki gibi nefes aldırmayan bölümlere sahne olmayacak. DTB1.1 namıdiğer DTB2 daha ziyade bir yan hikâyenin anlatıldığı seri olarak akıllarda kalacak. Yine de harika bir seri, orası tartışma götürmez. |
19 11 2009
Fullmetal Alchemist: Brotherhood - 32The Son of the Fuhrer Kardeşler yine kütüphane raflarında dolaşıp Doğu simyası hakkında bilgi ararken karşılarına çıkan Selim Bradley vasıtasıyla kendilerini Führer'in evinde bulurlar. Führer her ne kadar daha önce Mustang'e oğlunun zayıf noktası olmadığını söylese de bu bölümdeki tavırlarıyla evine gelen kardeşlerden rahatsız olmuştur. Mustang ise akıl hocası gibi gördüğü General Grumman ile Hughes'ün mezarında buluşur. Peşindeki Kimblee'nin askerlerinden Marcoh ile kaçmaya çalışan Scar ise ilk etapta izini kaybettirmiş görünmektedir. Kuzeye doğru hareket başlar ve OP'de uzun zamandır gördüğümüz sarışının Armstrong'un ablası olduğunu öğreniriz. Kimblee ile Scar'ın kapışmalarına Ed-Al ikilisi ve Armstrong'un ablası da dahil olacaklar gibi görünüyor. Mustang'e yardım etmeye karar veren Grumman ise gerçekten çok ilginç bir karakter olduğunu gösterdi. Kamuflajın dibine vurması bir yana ciddi ciddi komik bir karakter. Führer'in yanında dolaştırdığı Hawkeye'ın geçen bölümde seri için ne kadar önemli bir rol üstlendiğini öğrenmiştik. Führer acaba Hawkeye'ın sırtında dövmeden haberdar olabilir mi? İşin aslı Mustang bu dövmeden haberdar mı? Şimdilik bilmiyorum. Seri yeniden konu örmeye başladı. Birkaç bölüm daha sakin bir tutum sergileyecektir. FMA'nın sakin bölümlerinde bile aksiyon görmemiz normal tabii ama zirve yapacak bölümler şimdilik çok yakında görünmüyor. 63 bölüm haberi doğru çıkarsa daha anlatacak çok konu olduğu da bir gerçek. Bekleyip göreceğiz. |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


























