• 2011 Yaz Sezonu - En İyi Seri



    30 Temmuz - 06 Eylül tarihleri arasında blog içinde yapılan oylamada sizlerin katılımınızla 2011 Yaz Sezonu'ndaki En İyi Seri büyük bir farkla Usagi Drop seçildi. Bahar Sezonu'ndaki oylamada olduğu gibi zaman ayırıp fikrini belirten herkese teşekkür ederim. Toplam 230 oy kullanılan oylamada sıralama şu şekilde gerçekleşti:


    Usagi Drop41
    Mawaru Penguin Drum26
    Natsume Yuujinchou 320
    Baka to Test to Shoukanjuu 217
    Nurarihyon no Mago 216
    NO.615
    Kamisama Dolls13
    Mayo Chiki!13
    BLOOD-C12
    Kamisama no Memo-chou10
    Dantalian no Shoka8
    Ikoku Meiro no Croisee8
    Sacred Seven7
    Uta no Prince-sama: Maji Love 1000%5
    Itsuka Tenma no Kuro Usagi4
    Nekogami Yaoyorozu3
    R-153
    Rou Kyuu Bu!3
    BLADE2
    Manyuu Hiken-chou2
    THE IDOLM@STER1
    Yuru Yuri1
    Kaitou Tenshi Twin Angel0

    Buradan çıkarılacak dersler:
    1- No.6 eleştirilerine dikkat etmeye başlasan iyi olur, tehdit mektupları alabilirsin.
    2- Natsume'yi tüm dünya sevmiş. Sorun onlarda değil, sende.
    3- Manyuu'yu izleyebilen o 2 kişiyi bul ve onların ışık kırıcı gözlüklerinden edin.
    4- Sezon kötü, çok bir şey kaçırmadın. Belki Nurarihyon'un ilk sezonunu araya sıkıştırmalısın.

    4 Görüş:

    1. 1.lik kesinlikle doğru yere gitmiş ama diğer serilerin sıralamasında hala ufak hatalar var bana göre :)

      YanıtlaSil
    2. Bana göre sıralamalarda ki ufak hataların bazıları (:P) şöyle;

      Natsume'yi izlemedim. Belki de o yüzden ama Baka to Test to Shoukanjuu 2 bir yukarıda olaydı iyiydi. :)

      ehem, No.6 batmasına rağmen ilk on'a oynamış. Şaşırmadım, bekleyeni vardı, konusu çekiciydi. Umarım benim gibi oylayıp pişman olan yoktur.

      Dantalian no Shoka çok düşük oy almış. Animenin havasından olsa gerek, anlarım. Herkes izleyemez, sıkılır.

      Aslında oylayan sayısı azlığı yüzünden kesin beğenilen tek anime Usagi Drop diyebiliriz. Diğer oylarda çok küçük oynamalar var, hoş gördüm. Tablo güzel. :)

      YanıtlaSil
    3. Bu sezon iki seri izlemeye karar vermiştim: Usagi Drop ve Mawaru Penguin Drum. Tam yerlerine de çıkmışlar kanımca. Gerçi ikisinin yerleri -benim için- değişebilir.

      Özellikle çıkardığın dersler iyiymiş. :]
      *No.6 izlemiyorum, ama neler yazdığını merak ettim. :)
      *Natsume, vaktinde ilk sezonunu izleyip ikincisine geçemediğim bir yapım. Aslında pek içimden gelmedi. Kötü denmez, ama harika da değil bana göre. Özellikle her bakışımda Mushishi (çok severim) hatırlatır; fakat onun 1/3'ü eder.

      YanıtlaSil
    4. Oylamanın en sevindirici yanı geçen sezon (bitmesine bir ay kala oylamayı kapattığım için) erkenden bastıran Deadman Wonderland'in aksine bu sezonki oylamanın daha hakkaniyetli bir görüntü çizmesi. Bir kişinin 5 oy verebildiğini düşünürsek çok düz mantıkla neredeyse herkesin birinci olan animeye oy verdiği anlaşılıyor.

      Natsume'nin ilk sezonu beni fena halde uyutmuştu ama kötü olduğundan değil, temposu buna müsait olduğundan. Yine Croisee de her bölümünde beni uyutmayı başarıyor ama o da kötü bir anime değil. Galiba benim bu tarz animelere karşı bağışıklık sistemim gelişmedi, bir tek Bartender'da o verilmek istenen keyfi almayı başardım.

      No.6 için... ya ben neyse bir şey demiyorum :)

      Dantalian'ı da 5. bölümden sonra bıraktım. Bu senenin kış sezonunda başlayan Gosick'in kurduğu formül (ukala kız, ayakçısı erkek) neden bilmiyorum ama yapım stüdyolarını fazlasıyla cezbetti. Kamisama no memo, Dantalian, karakterleri dikkatle incelenirse No.6 hep bu formülü gereksiz bir şekilde sürdüren yapımlar. Neyse ki hiçbiri Gosick gibi uzayıp gitmeden sonlanacak.

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi