• Mirai Nikki - 1



    İzlenim yazmaya gerek yok, en az 4 aydır bugünü bekliyordum. Geçen yılın sonunda 8 dakikalık fragman niteliğinde çıkan OVA'nın ardından geçen süre boyunca animesinin çekileceği haberini almayı bekleyerek oldukça uzun zaman geçirdim. Açıkçası sonbahar sezonunu da tek bekleme nedenim Mirai Nikki'yi izleyebilmekti ve nihayet başladı!

    Dolayısıyla elimden geldiği kadar objektif davranmaya çalışacağımı söylesem de seri boyunca bunu başaramayacağım belli. Deus'ta kullanılan CGI bile gözüme hoş gelirken film estetiğine sahip takip sahnelerindeki animasyonu iyice yüceltmem an meselesi. Kullanılan melodilerin gerilim ve gizemi ne kadar arttırdığından şimdilik bahsetmiyorum bile. Hardcore ile flört eden cinayet sahnelerini ise sansürsüzlüğü ne kadar özlediğimi hatırlattıkları için saygıyla selamlıyorum.

    Konuya gelecek olursak: Kahramanımız Yukitero Amano (Yuki) 14 yaşında, asosyal, etrafındaki insanlarla onları gözlemek dışında hiçbir şekilde etkileşime geçmeyen, gayesiz bir genç. Her fırsatta cep telefonunda tuttuğu günlüğü önemsiz girdilerle doldurup eve geldiğinde duvardaki 7 tahtaya dart atar ve kafasına geçirdiği yorganla gerçek dünyadan soyutlanmaya çalışır. Bu soyutlanma sürecinde Deus ex Machina ve onun yardımcısı Murumuru ile konuşan Yuki bir gün bu ikilinin pek de hayallerine sıkışmadıklarını fark eder. Deus'un düzelttiği cep telefonu Yuki'ye geleceği söylemektedir. Sınavda çıkacak soruları, köşede kendisini bekleyen serserileri, attığı dartın hedefi tam 12'den vuracağını cep telefonundan okuyan Yuki acayip mutlu bir gence dönüşür.

    Elbette ki bu toz pembe dünyanın fazla sürmeyeceğini anlamak için kahin olmaya gerek yok. Yuki'nin piyangoyu tutturmuş gibi sevinmesine yol açan telefonu aslında onun peşini bırakmayacak bir (11) lanetin habercisidir. Deus'un 90 günlük oyununda diğer 11 kişiyle birlikte yalnızca bir yarışmacı olduğunu idrak eden Yuki'ye Yuno isminde bir kız -şimdilik- yardım eder.

    26 bölüm sürecek serinin, dumanı henüz tütmekte olan yeni bitmiş mangasının şanını sürdüreceğine şüphem yok. Manga öylesine iz bırakan bir performans gösterdi ki anime stüdyosunun ve yönetmenin tek yapmaları gereken onu birebir kopyalayıp iyi bir seslendirme-müzik uyumu tutturmak. Gerçekten harika bir yapımla karşı karşıyayız ve mükemmel bir anime olmaması için hiçbir neden bulunmamakta.

    3 Görüş:

    1. Bu yıla çok özlem duyulacak gibi :) Her sezon kesinlikle beklentimin çok çok üzerinde bir anime çıktı. Mirai Nikki ile zinciri kırmadılar sağolsun. Hazır okumamışken, anime bitince mangasına da başlamam gerektiğini hissediyorum.

      Kız karakter on numara. (Özellikle 3. resimdeki sahne bu etkiyi yarattı diyebilirim.) İleride çok psikopatlıklarını görüp eğleneceğimi düşünüyorum. Yandere bir karakter çıkacakmış gibi de geliyor. İlk bölümden çokta kafa yormaya gerek yok.

      Şunu da söyleyeyim. Günlük sahiplerinin içerisinden matkap kafalı arkadaşı edindiği enfes saç stili ve kaybolmadan önce verdiği tarak pozu ile özellikle bekliyorum.

      YanıtlaSil
    2. Yuno başlı başına adından söz ettirecek bir karakter. Anime 4. bölümü bitirdiğinde (yeterli görsel malzeme çıkarttığında) her tarafta Yuno resimleri göreceğiz gibime geliyor.

      Bu sene gerçekten harika bir yıldı. Kendi adıma yine de bir şaheser izlemedim ama muhteşem birkaç seri izledim ki herhalde bunu son 4 yıldır ilk defa yaşıyorum. Mirai Nikki kadar olmasa da Guilty Crown ve Un-Go için de aynı heyecanı taşıyorum. Umarım onlar da beklentileri karşılarlar.

      YanıtlaSil
    3. Başta söylemeliyim ki sanırım beklentin objektifliğini biraz etkilemiş. :) İlginç bir konusu olduğu ve kendisini izlettireceği belli. Ama... İşte bir ama var burada. Çizimler bu yapım için hiç olmamış bence. Daha çok shounen bir oyunu andıran çizimler bana itici geldi doğrusu. Bunun sebebi prodüksiyon olsa gerek. Böyle şiddet ve aksiyonun tam kıvamında olacağı belli olan bir seriden açıkçası daha büyük bir yaş kitlesine hitap etmesini beklerdim.

      Ama konu ilginç ve her türlü kendini izlettirecek buna şüphe yok.

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi