• Hourou Musuko - 11



    Forever a Wandering Son: Wandering Son's Progress

    Geçen hafta kimden aldığımı bilmediğim haberin asparagas çıkmasına çok sevindim. Hiç de öyle yıllar sonrasını değil, birkaç gün sonrasını anlatan bir bölümle kapanışı yaptı Hourou Musuko. Benim gönlümden geçtiği şekilde yine piyesin etrafında gezindi ama bu kez fazla burnunu sokmadı. Ee, seri zaten başından beri hiçbir şeye fazla burnunu sokmadı, karakterleri ve hikayesiyle arasındaki mesafeyi hep korudu. Gözlemci bir anlatımla neredeyse taraf bile olmamıza izin vermedi. Bu kadar olgun yapımlar çok sık gelmiyor anime sektörüne lakin bir kere geldi mi de iz bırakmayı biliyorlar.

    Takatsuki saçını kesti. Ne önemi var? Az sonra!
    Nitori ses tellerindeki değişimi fark etti. Ne önemi var? Az sonra!
    Chiba evine çağırdığı Nitori'ye karşı çok samimiydi. Ne önemi var? Az sonra!

    Bu üç karakterle başladı seri. Biz ilk tanıştığımızda aralarında bir husumet vardı. Bölümler ilerledikçe eskiden çok yakın arkadaş olduklarını öğrendik, sonrasındaysa aralarına giren kara kedinin kimliğini. Final bölümündeyse çocuklar tekrar bir araya geldiler ama Nitori'nin de söylediği üzere "artık eskisi gibi" değildiler.

    Takatsuki gitgellerle boğuştuğu süreci atlattı. Kız değil erkek olmak istiyor. Buna emin artık. Saçını kesiyor, giydiği elbiseleri beğenmiyor. Chiba nihayet duygularını özgürce açıyor ve kendinden beklenmeyecek kadar sokulgan. Bu kızın seri boyunca birine "dokunduğunu" görmüş müydük? Finalden iyi bir bölüm olabilir mi bunu gerçekleştirmek için? Nitori bedeninin verdiği reaksiyonların farkında. Girdiği ergenlik sürecinin de farkında. Bundan sonra sesi çatallaşacak, her tarafında kıllar çıkmaya başlayacak, sivilceler, terlemeler... Peki kayan yıldızdan dileği ne? Piyesin iyi geçmesi. Nitori başına geleceklerin farkında ama verdiği kararın da arkasında: Kız olmak istiyor. Bunu dilemeye ihtiyacı yok.

    Nitori'nin ablası Maho. Sevgilisinin zoraki giydiği hizmetçi kostümü yoksa hoşuna mı gitti? Oğlanın fotoğrafını çektin veya çektirdin. Kendi giydiğin gömlek-kravat rahatsız etmedi mi? Saori'ye yazılan oğlan. Okula saç bandı takıp azıcık kıvırtarak girdin ve kimse senin erkek olduğunu anlamadı. Peki eline ne geçti? Ağır abi Doi. Provada eşcinsel taklidi yaptığın için herkes sana güldü ama bunu sanat için mi yaptın sadece?

    Tüm bu kıyafet değişimlerini herkesin kabul etmesinin iki bölüm önce Nitori'nin okula gelmesinden tek farkı, herkesin bunun bir "oyun" olduğunu bilmesi. Kimi piyes, kimi sınıftaki kafe, kimi sırf eğlencesine bu kıyafetlere büründüler ama hepsi geçici bir süreliğine kılık değiştirdi.
    Nitori'ninki ise kalıcı.

    Piyesin açılışı, bölümün finalinde kız kıyafetleri içindeki Nitori'yi herkes alkışlayarak bekliyor. Nitori'nin bekleyişiyse tereddütten veya korkudan değil. Bir sene önce çok isteyip alamadığı rolü bu sefer hazmetmeyi bekliyor ve sahneye başı dik şekilde adımını atıyor. Kendi cinselliğini tasdik ettirmek artık umurunda değil. Tek dileği piyesin iyi geçmesi.

    Anna'ya hala aşık Nitori. Bu konuda da yanıldığıma sevindim. Anna ne kadar tatlı, ne kadar naif. Sadece korktun, seni anlayabiliyoruz. Nitori de anlıyor ama kendinden taviz vermeyecek, bunu bilmeni istiyor. Nitori'nin vücudu ergenliğe giriyor olabilir lakin zihni çoktan olgunluğa erişti.

    Wandering Boy birkaç çocuğun yaşamından ufak bir kesit sundu bizlere. Öncesini çok az bildik, sonrasını sadece tahminlere bıraktık. Şahsen bir OVA gelmesini bile istemiyorum şu anda, kısacık 11 bölüm boyunca yaptıkları kocaman işlerin incinebilme ihtimalinden korkuyorum. Böyle kalsın, onları hep ve sadece bu şekilde hatırlayayım.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

    Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi