• Genius Party Beyond - Dimension Bomb



    Morimoto Kouji'nin Dimension Bomb'u 20 dakikalık bir dinamit gibi. En son ne zaman bu kadar manyakça bir şey izlediğimi hatırlamıyorum. Paprika'yı sinemada izlerken böylesi bir coşkuya yaklaşmıştım ama 20 dakikalık bu kısa filmde resmen nutkum tutuldu. Filmdeki kızı Yoko Kanno'nun seslendirmesinden tutun Juno Reactor'ün yaptığı müziklere kadar tüm ek parçalar tek kelimeyle muazzam. Animasyon kısmındaysa yönetmen adeta tüm projenin en iyi işçiliğini çıkartmış. Bu kadar deliliği o kadar az görüyorum ki kıymetini kelimelere dökerken bile zorlanıyorum.


    Filmin konusuyla ilgili hiçbir fikrim yok. Ne olduğunu, ne bittiğini hiç anlamadım. Upuzun bir video klip tadındaki film muhakkak bir hikaye anlatıyordu ama benim zekam onu çözmeye yetmedi. Henüz 4. dakikasında konuyu takip etmeyi de bıraktım. Umurumda da değil açıkçası. Elle yapılan çizimlerdeki kalite son x yıldaki en iyi işçiliklerden biri diyebilirim. Sevip sevmemek izleyiciye kalmış ama takdiri kesinlikle hak ediyor. Sürreel ve tam bir manyaklık manifestosu. Kesinlikle projenin en iyi animasyonuna sahip Dimension Bomb'u sevmek için azıcık da delirmek gerekiyor sanırım.


    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi