• Panty and Stocking with Garterbel - 12



    D.C. Confidential / Panty + Brief

    İlk bölüm çok sıkıcı olmayan ama çok eğlenceli de olmayı başaramayan bir tekrardan ibaretti. Neredeyse tüm hayaletli bölümleri kısaca şeytan kardeşlerin ağzından dinledik. Finalden bir hafta önce tekrar bölüm yapmayı da PSG mantıksızlığında mantıklı karşılamak lazım herhalde. Gerçi içi boş ve manasız bir bölümü tercih ederdim ama ne yapalım artık.

    İkinci bölümdeyse Yamada'ya benzer şekilde kendine bir seks hedefi koyan Panty Cennet'e alınmadan önce 1000 erkekle yatma peşinde. Bu yüzden de Stocking hayaletleri avlarken azgın Panty arabada, çöp bidonunun arkasında mercimeği fırına vermekle meşgul oluyor. Derken Garter beliriyor ve artık yeryüzündeki görevlerini tamamladıklarını söyleyerek kızların Cennet'e gideceklerini müjdeliyor. Lakin Panty tembelliğinin cezasını kardeşinin arkasından üzgün gözlerle çekmek zorunda kalıyor. Panty'nin önce düzgün bir melek olması gerek. Brief ona bu konuda yardım etmeye hevesli ama Panty'nin aklı sürekli uçkurunda. Bu sırada esas kötü Mayor'un da bir planı var ve finalde izleyeceğimiz bu planın temellerini bu bölümde nakış gibi işliyor.

    Bölüm fena değil ama iki haftadır alıştığım düzeyin yakınlarında bile değil. Kısmet kapanışa artık. Bu bölümü izlerken olası bir ikinci sezona nasıl malzeme bulacaklarını düşünmeden edemedim. Yine bir şekilde 13 bölümü dolduracak senaryoları uydururlar ama yol yakınken dilerim tadında bırakırlar da PSG lastik gibi uzamadan, acayip keyifli bir maraton olarak akıllarda yerini bulmuş olur.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi