• B Gata H Kei



    Japon Pastası

    Nisan ayında başlayan serinin ilk bölümünden biraz bahsetmiştim. Takip eden süre içinde B Gata H Kei'yi ne kadar aksini söylemiş olsam da haftalık süreçte izlemeye devam ettim ve müthiş keyif aldım. Ecchi türünün tüm mizahi klişelerini avantaja çeviren ve asla erotik unsurları ön plana çıkarmayan bir seri oldu. Yamada'nın 100 erkek bulma macerası Kosuda isimli tek bir delikanlıya takıldı ve saplantı haline gelen bu ilişki son bölüme kadar temposunu korumayı başardı.

    15 yaşındaki Yamada okulun en güzel kızlarından biri ve önündeki tek hedefi lise yıllarından 100 kişiyle yatabilmek. Bu hedefe ulaşma yolunda ilk seçtiği "kurban"sa Kosuda. Kosuda da Yamada gibi henüz hiçbir cinsel deneyim yaşamamış, karşı cinse nasıl davranması gerektiğini pek bilmeyen, her adımında tereddüt yaşayan, tamamıyla alışılageldik bir ergen. Bu deneyim eksikliği her iki karakter için de zaman zaman odunsu davranışlara sebebiyet veriyor ki zaten serinin mizah yaparken sırtını dayadığı en temel kaynak da bu tecrübesizlik oluyor.


    Serinin kadrosu her taraflarından hormon fışkıran gençlerden oluşuyor. Yalnızca Kosuda'nın ablası Kazuki diğerlerine göre cinsellik konusunda daha deneyimli. Hal böyle olunca benim aklıma ister istemez Amerikan Pastası serisi geldi. Kadroda öne çıkan ergenlerin hepsine yakını bakir/bakire. Yamada'nın sürekli akıl danışırmış gibi sorular sorduğu ama asla cevaplarını dinlemediği Miharu Takeshita cinsellik konusunda diğerlerinden biraz daha öne çıkıyor ama başrol Yamada'ya ve onun cupid'ine ait olduğundan Miharu'nun fazla üstüne düşülmüyor.

    Serinin belki de en sırıtan noktası da karakterlerin hepsine aynı özenin gösterilmemesi. Kosuda bile yer yer çok yakinen tanımadığımız bir başrol oyuncusuna dönüşebiliyor. Yamada ve onun cinsel açlığı hakkında her şeyi öğreniyoruz belki ama diğer karakterlerin altı çok da iyi doldurulamıyor. Lakin işin en güzel yanı B Gata H Kei'nin bunu dert ettirmeyecek kadar hafif bir seri olduğunu en başından beri kabul etmesi. Aynı türdeki diğer yapımlarla çoğu zaman edepsizce, kendisiyle de muntazaman büyük bir olgunlukla dalgasını geçen seri ecchi türündeki farkını ortaya koyuyor ve vücut parçaları göstermeden, hentaiye yaklaşmadan da bu işin hakkıyla yapılabileceğini kanıtlıyor. Hatta çoğu zaman gösterdiklerinden ziyade mahrem saydıklarıyla daha da cazipleşiyor.


    Gülme garantili, kahkaha plaseli seri biter bitmez ilk düşüncem her şeyin dozu yakalanıp abartıya gerek duyulmadığında ecchi türünde başarının daha kolay gelebileceğiydi. Tabii bu serinin benim en hoşuma giden yanı kendiyle dalga geçtikten sonra kendiyle dalga geçenlerle de dalga geçebilmesiydi. Yarattığı bir döngüyü başka bir döngüye katıştırması benim en çok eğlendiğim anlar oldu. İki örnek vereyim: Birincisi, Kosuda hâlâ duygularını ifade etmeye çekinirken Yamada'nın bir anda "seninle yatmak istiyorum" diye bağırması ve Kosuda'nın bunu ancak televizyon dizilerinde gerçekleşen bir mucizeye benzetmesi. İkincisi de, bir türlü Kosuda'yla yalnız kalıp çocuğu kendi emellerine alet edemeyen Yamada'nın "Kosuda, seninle tanışalı 21 ay oldu ama bana sanki 3 aymış gibi geliyor" diye içinden geçirmesi.

    Kendinin gayet farkında olan seri seyirciye hiçbir suni gerçeklik teklif etmediği gibi televizyonun nasıl alengirli bir kandırmaca olabileceğiyle de dalgasını geçiyor. Ecchileri bilmem de keşke bütün romantik komediler B Gata H Kei gibi olsa.


    6 Görüş:

    1. Sezon 2'si çıkmadı gitti :(

      YanıtlaSil
    2. 2. sezonla ilgili hiçbir haber okumadım. Çekilmesi düşünülüyor mu ki?

      YanıtlaSil
    3. 10 cu bölümü tr altyazı olarak nerden indirebilirim acaba ?

      YanıtlaSil
    4. Hiçbir fikrim yok. Belki bilen birileri çıkar.

      YanıtlaSil
    5. Skyhigh Fansub 10. bölümü çevirmişti galiba.

      YanıtlaSil
    6. 12. bölümün sonunda 2. sezonun yamada's first time diye çıkıcağını söylüyor
      başka bir bilgim yok...

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi