• Fullmetal Alchemist: Brotherhood - 62





    The Violent Counterattack


    Mümkün olan en az spoilerlı resimleri seçtim yoksa bu bölüm hakkında izlemeden öğrenilecek en ufak detay tüm seyir zevkinizi mahvedebilir. Eğer izlememişseniz yazının bundan sonrasını okumamanızı tavsiye ederim.

    Tek düşmanla mücadele çok hızlı biçimde başladı. Serinin son 10 bölümünde tempo zaten hiç düşmemişti ama geçen bölümden itibaren tam gaz devam ediliyor. Nefes alınacak, göz kırpılacak tek bir sahne içermeyen bölümler geliyor. May, Hohenheim, Izumi ve Al öncü birlik olarak Father'ın karşısındaydılar. Yeni felsefe taşları toplamaya çalışan Father bu atakları rahatlıkla savuşturdu. Yetmezmiş gibi insan yaratabileceğini de gösterdi ve bizimkilerin gardını iyice düşürdü. Olivier'nin askerleri bu arada desteğe geldiler ve Father'a havan topları, roketler, füzeler, beton bloklar, mızraklar, oklar, Mustang'in ateşiyle saldırıldı. Homunculus bu atakları da kolaylıkla bertaraf etti. İyilerin tek amacı Father'ın içindeki yüz binlik felsefe taşını azaltabilmekti.

    Hiçbir saldırı kâr etmeyince Greed devreye girdi ve Father'daki taşları emmeye çalıştı. Aynı taktiği Father da kendi oğluna uyguladı ve muazzam bir atakla cevap verdi. Al'ın zırhı Father'ın yarattığı insanların saldırısında çok feci şekilde tahrip olmuştu ve mühür de çatlamak üzereydi. Ed'in automail kolu paramparçaydı ve üzerine doğru gelen bir Father vardı. Al o anda bölümün ve serinin son dönemecinin en büyük sürprizini gerçekleştirmesi için May'den yardım istedi. "Acaba mı?" diye sorduğum sırada sürpriz gerçekleşti ve Al bir zamanlar abisinin kendi için feda ettiği kolunu abisine geri kazandırdı... kendi ruhundan feragat ederek.

    Önümüzdeki bölüm Gate ile ilgili olacakmış. Muhtemelen Father'ın saf dışı edilmesi 63. bölümün hemen başında halledilecek ve geriye Ed ile Al'ın bedenlerini kazanıp kazanamayacakları kalacak. Truth'dan nasıl galip çıkacaklarını (veya çıkmayacaklarını) merakla bekliyorum.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi