• Shinrei Tantei Yakumo - 11



    Beyond Despair: Assassin's Dagger

    Anlaşılan o ki Yakumo vs. Babası hesaplaşmasını final bölümüne kadar göremeyeceğiz. İşin kötüsü babanın neyin nesi olduğunu öğrenmek için de 2 hafta kadar beklememiz gerekecek. Adamın hayalet olduğunu biliyoruz. Bu serideki hayaletlerin hiçbir fiziksel yaptırımları yok. Demek ki bu hayalet başka birini kullanıp cinayetleri işliyor. Peki ama o kişi kim? Ya da seri için bir önem teşkil ediyor mu? Muhtemelen hiçbir önem teşkil etmiyor. Yakumo'nun babası da aklına estiği kişiyi cinayet işlemek için kullanıyor. Bu bölümde Isshin Amca'ya saldırırken içine girdiği kişinin kimliğini çok da merak etmiyorum açıkçası.

    Hele ki bölüm sonlarına doğru gösterilen hapishane sahnesinden de anlaşılacağı üzere Nanase Miyuki bu saldırı sırasında hala hapisteydi... eğer flashback kurguya başvurulmadıysa tabii. Bölümün geri kalan parçaları benim açımdan oldukça sıkıcıydı. Seri ara sıra böyle düşüşleri hem bölüm içinde hem de süreç içerisinde yaşıyor. Nao'nun dedektif Gotou'ya evlatlık gitmek üzere olmasını veya Yakumo'nun derin buhran halini görmek benim pek ilgimi çekmiyor. Çocuğun inisiyatifi ele aldığı sahneleri çok daha büyük bir merakla izliyorum. Eh, umarım son iki hafta sadece bu sahnelerle geçer.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi