• Kurenai - OVA - 2



    Friends / Treasure / Kuhoin's Car

    1. OVA da serinin o güzelim anlatımından çok uzaktı, 2. OVA da aynı mesafeyi sürdürüyor. Gerçekten çok alakasız, filler bölümler izliyoruz. Kurenai OVA'larını izlemeden önce seriyi izlemek gerekmiyor, o kadar serbest takılıyorlar. Bu bölümler mangayı takip ediyor ama serinin homojen karakter yapısıyla hiç örtüşmüyor. Karakterlerin birbirleriyle etkileşimleri ortaya harika bir sinerji çıkartıyordu ki OVA'larda bu sinerjiyi görmek için oldukça kastırmak gerekiyor. Ben kendi adıma böyle bir yapının varlığından bahsedemiyorum.

    İlk bölümde sarışın sayko hatunun arkadaşlık kavramıyla yakınlaşmasını izliyoruz ve hiç ilgimi çekmediğinden fazla uzatmıyorum. İkinci bölümde Shinkurou'nun porno istifini keşfeden kızlar esas oğlanımıza zor anlar yaşatıyor. Belki de tüm OVA'daki en keyifli anlar kızların mantarları ve musluğun altındaki koleksiyonu keşfettikleri sahneler. Üçüncü bölümse Murasaki'nin tüm kızları toplayıp beyinlerini yıkadığı ve Shinkurou'yu kendine yamadığı arabanın içinde geçiyor. Üç bölümde de fazla sıkılmıyor ama fazla da eğlenemiyoruz. Galiba Kurenai projesindeki OVA'ların kaderi bu çizgide olmaya devam edecek: Alakasız sabun köpükleri.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi