• Kurenai - OVA - 1



    The Diabolic Corporation / Ginko's PC / Diary

    Seriyi yakın zaman önce izleyip yazmıştım. Açıkçası OVA haberini aldığımdan beridir de merakla beklemekteydim. Murasaki'nin verdiği karar sonrası nasıl geliştiğini görebilecektim diye ümit ediyordum. Meğersem epey basit, yer yer fuzuli, serinin verdiği sıcacık atmosferin aksine yavan bir OVA çekmeye karar vermişler. Alelade bir filler bile OVA diye çıkan böylesi bir bölümden daha yerinde olabilirdi.

    Üç farklı hikayeye ayrılan OVA'nın ilk kısmında bizim tayfa tam takım toplanmış havuzda sefa yapmaktalar. Fakat seri boyunca titizlikle çalışılmış karakterlerden eser yok. Shinkurou tam bir eblehe, Murasaki serinin ilk bölümündeki velede, Yuuno göğüslerini kameraya sokan şişme bir bebeğe dönüşmüş. Bir anda kötü adamlar beliriyor ve bizim tayfa hepsini savuşturuyor. 1. kısmın sonunda da Lucy Mei isminde yeni bir kötü karakterle tanışıyoruz. 2. kısımda seri boyunca Shinkurou'ya kaknem tavırlar sergileyen Ginko'nun gözü gibi baktığı bilgisayarı bozuluyor ve evet, başka bir 10 dakika boyunca bunu izliyoruz. Shinkurou'nun hediye ettiği bu bilgisayar Ginko için çok önemliymiş. 3. kısımdaysa Murasaki'nin isteği üzerine Ginko ve Yuuno sportif faaliyetlere katılıyorlar. Bu faaliyetler esnasında ikisi de birbirlerine üstünlük sağlama peşindeler, Murasaki ise halinden son derece memnun bir şekilde günlüğü için fotoğraflar çektiriyor.

    Kısaca da uzunca da OVA bu kadarlık içerikle sonlanıyor. Lucy Mei ve Kirihiko gibi iki ilginç karakteri gösterip de tanıtmayınca ve eski karakterlere de Ginko hariç hiçbir şey eklemeyince ne anladım ben bu OVA'dan diyorum. Neyse ki seriyi yakın zamanda izledim, aksi takdirde yayınlandığı 2008'den bugüne kadar merak edip sonunda da okkalı bir küfür savururdum. Güzelim Kurenai resmen heba edilmiş.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi