• Yondemasu yo Azazel-san


     

    Müşterilerinin taleplerini yerine getirmek için çalışan dedektif Akutabe bu davaları çözmek için cehennemden iblisler çağırmaktadır. Akutabe bir gün pek popüler olmayan Azazel'i çağırır ve asistanı Sakuma ile iblisin pestilini çıkarır. İşi bittikten sonra da Azazel'in anlaşmasını ofiste yarı zamanlı çalışan Sakuma'ya devreder. Sakuma bu ofisin nasıl çalıştığını bilse de kendi gözleriyle bunu tecrübe etmek onun için çok zor olacaktır.

    Benim için sürpriz yumurta oldu bu seri. İlk bölüm 12 dakika sürmesine rağmen güldürmeyi başardı. Biraz müstehcenlik, biraz ani tepkiler, Akutabe'nin karizma ve gaddar duruşu, konunun ilginçliği beni cezbetti ve her hafta sektirmeden takip ettim. Yer yer midemi kaldırsa da büyük çoğunlukla güldürdü ve çok zayıf kalmış beklentilerimi yerle bir etti.

     
     

    Kapkara bir komedi olan Yondemasu yo Azazel-san'da şiddet ve seks esprileri gırla ama ilk bölümlerdeki sansür seyirciyi bir nebze de olsa itebilir. Sürekli dayak yiyen Azazel'in yüzü ekrana yansıdığında kanları pikselle kapatıyorlardı lakin bu sansür 4. bölümden sonra bitti ve özellikle şiddet dolu sahnelerde iyice ipin ucunu kaçırdılar. Ortalığın kan gölüne döndüğü bölümlere hazırlıklı olmakta fayda var.

    Birbirini tekrar eden komedilerden sıkıldıysanız, gülmek için izlediğiniz bir animede gözlerinizin şaşkınlıktan faltaşı gibi açılmasına hazırsanız bu anime kesinlikle size göre. Öyle tarihe geçecek bir performansı olmasa da toplamda 2 saati bulan süresiyle türün meraklıları tarafından bir şansı mutlaka hak ediyor.

     
     

    1 Görüş:

    1. animedyum selam , yondemasuyo benzeri komik absürd ve hızlı birkaç anime tavsiye eder misin ? ağzımızı açık bırakanlardan :)

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi