• Juuichinin Iru!




    Warp navigasyonunun keşfiyle Dünya'da yaşayan Terralılar birkaç yüzyıl içerisinde uzaya yayılmıştır. Sonuç olarak, birçok farklı gezegen ulusu oluşmuştur, insanoğlu ise bu süreç boyunca Sava, Seguru gibi başka sistemlerin sakinleriyle karşılaşmıştır. Geleceğin önderlerini yetiştiren Kozmo Akademisi'nin üç yılda bir düzenlediği sınava farklı gezegenlerden binlerce aday başvurmaktadır. Giriş sınavında bir araya gelen bu ulusların fertleri belli başlı testlerden geçerek final sınavına kalmaya çalışırlar. Final sınavında 10 kişilik gruplara ayrılarak kendilerine verilen görevleri yerine getirmeye çalışan gruplardan birinde sınavın başlamasıyla birlikte 11 kişi bulunmaktadır. Fazlalık olan kimdir ve daha da önemlisi grubun yerine getirmesi gereken görev nedir?



    Arka plan olarak bilim-kurguyu baz alan hikaye, ön yüzündeyse sürekli polisiye tadındaki gizemlerle meşgul oluyor. 11. kişinin kim olduğunu biz de grubun üyeleri gibi çözmeye çalışırken bir yandan da Kozmo Akademisi'nin verdiği görevin ne olduğuna, grubun geldiği uzay mekiğini ne gibi tehlikelerin beklediğine ve başkarakter Tada'nın yavaş yavaş aydınlanan geçmişine dahil olmaya çalışıyoruz.

    Filmin temposu gayet iyi tasarlanmış. Hem başkarakterin hem de -kısmen de olsa- yan karakterlerin amaçlarını, bu sınava neden katıldıklarını, beklentilerini ve kişiliklerini tanımak için yeterli zamanı buluyoruz. Fakat son dakikaya kadar asıl gizem olarak saklanmış 11. kişinin kimliği, filmin merkezine o kadar ağır bir şekilde oturuyor ki onu yerinden kımıldatmak imkansız. Ne bilim-kurgu öğeleri ne de farklı gezegenlerin insanları arasındaki etkileşim filmin süsleri olmaktan öteye gidemiyor. Hal böyle olunca da They Were Eleven! "uzayda geçen alelade bir polisiye" yaftasından kendini sıyıramıyor.


    Yine de iyi bir seyirlik olarak nitelendirilebilecek Juuichinin Iru! 80'lerdeki bilim-kurgu çılgınlığı göz önüne alındığında, o dönemde polisiyeyi denemeye cüret etmiş ve bunu da pekala başarmış bir film olarak ilgiyi hak ediyor.

    4 Görüş:

    1. Bana yer yer Alexei Panshin'in Ergenlik Ayini kitabından esintiler getiren güzel bir bilimkurguydu. Gizem ve uzak gelecek bilimkurgusunun dozunda işlenmesi sayesinde nostalji hissiyatı aranmadan da izlenebilecek bir film.

      YanıtlaSil
    2. Belli noktalarda aynı fikirde olsam da yazının tamamına katıldığımı söyleyemem.

      Filmin birkaç yerinde yarattığı atmosferden uzaklaşması (yemek sahnesi gibi) ve sonu, eksik kalan yönleri zannımca. Daha başka nasıl bitseydi denilebilir pek tabii. Ama işte bambaşka, izleyiciyi dumur edecek bir sonla başyapıt mertebesine bile ulaşabilirdi. Misal başlardaki gerilimden etkilenerek bir "Others" finali beklemiştim ben.

      Ayrıca son cümlene de katılıyorum. Yayımlandığı dönemi es geçmemek gerek.

      Katılmadığım noktaysa, karakterlerin gelişimi mevzusu. Sonuçta bu bir film ve herbir yan karaktere yeterince süre ayrılmıştı. Daha fazlası izleyicide "ha, serisini de çekecekler kesin... ticari kafa hep bunlar..." gibi bir intiba bırakırdı sanki. Başta da söylediğim gibi keşke aslından uzaklaşıp farklı bir son düşünseymiş yönetmen. Ancak öyle olsaydı, başkaraktere/lere ihtiyaç duymamış olurdu.

      Haa, filmdeki sırf o gerilim yaratan anlık yakın planlar için bile notum yüksektir kendisine.

      (Sisyphe Meursault)

      YanıtlaSil
    3. "11. kişi kim?" gizemi filmin tamamına sirayet ettiği için her karaktere bir şekilde yakınlaştığımız belli dakikalar olması gerekirdi, diye düşünüyorum. Yani film, hem 11. kişinin kim olabileceğini sürekli yineleyerek bu meseleyi en önemli silahı olarak kullanıyor hem de olası şüphelilerin sayısını sadece belli başlı karakterleri öne çıkartarak azaltıyor. Bazı karakterlerin 11. kişi olduğuna şüphelenmek için bile elimize fırsat geçmiyor.

      YanıtlaSil
    4. Şöyle de düşünebilirsin ama... Gizemin sonuna kadar devam etmesi için 5-6 kişiyi hiç tanıtmaması gerekiyor. Birkaç karakterin kişiliğini çok derinlemesine tanıttığı için, şüpheler zaten onlardan giderek uzaklaşıyor. Diğerlerini de aynı şekilde tanıtsa, ortada gizem mizem kalmayacak. Yani konunun ilerleyişi bu yönde... Kaldı ki pek fazla değinmediği o şüpheli 5-6 kişinin arasında filmin ortalarına doğru hareketleri ve hamleleriyle kendini belli ediyor karakter. Yani yönetmen az da olsa ipucu veriyor dikkatli izleyicisine.

      Aslında bir önceki mesajda da yazdığım gibi filmin sonu yüzünden olaylar bu şekilde anlatılmak zorunda kalıyor. Ama son cümlen yanlış yani. Kumanda odasında yapılan hamleler, sonracığıma (spoiler olmaması için söyleyemeyeceğim bir sahne) vuku bulan bir olay karakteri fazlasıyla ele veriyor.

      YanıtlaSil

    Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi