• Uchuu Kyoudai - 16+17



    Daha en başından senelik anlaşılınca serilerin aynı standardı koruyan tempoları olabiliyor. İlk bölümlerdeki aceleci tavrın yerini çok uzun zamandır kanıksadığımız sakin bir süreç aldı ve açıkçası seyirciye hiç yaranmaya çalışmadan devam ettiriliyor. Seride öyle ahım şahım gelişmeler olmuyor belki ama Mutta üzerinden tanıdığımız karakterler belli ki daha uzun süre bizlerle birlikte olacaklar. Dolayısıyla onların tanıtımları için bu bölümlerin keyfini çıkarmak gerek.

    Açıkçası seride bilinmeyen bir gelişme yaşanmadı. Kenji'nin grubunda Yamato'nun kendi kendine yarattığı sübjektif bir liderlik yarışı olduğunu zaten biliyorduk, geçen haftaki alarm olayıyla iyice ayyuka çıkan bir çamurlama girişimi yaşandı. Yamato'nun herhangi bir şekilde seçileceğini zannetmiyorum ama Kenji de eğer bu herifin akıl oyunlarına kanıp kızına geri dönmeyi seçerse çok üzülürüm. O mekikte kesinlikle Mutta ile birlikte oturması lazım.

    Öte yandan önce saatin parçalanması, bu hafta ise gecenin köründe alarmın ötmesiyle birlikte Mutta nihayet duruma aydı ve yaşanan en ufak talihsizliği de JAXA'dan bilmeye başladı. Yeşil kartlardan haberdar olması ona bir avantaj sağlasa da gruba karşı olan güven duygusu zaten bilindik sonucu tasdiklemiş oldu: Grubun seçeceği iki kişiden biri elbette ki Mutta olacak.

    Bu hafta, henüz 3. test başlamadan önce herkesin toplandığı odada yapılan bir sohbeti hatırladım. Galiba Mutta ile Kenji arasında geçen konuşmada, 3. teste normalde 10 kişinin kaldığından ve şu andaki sayının fazlalığından bahsediliyordu. Yeşil kartlar bana öyle geliyor ki sadece fazlalıklara veriliyor, yani JAXA'nın çoktan elediği adaylar yeşil kart alıp stres dozunu arttırıyorlar. Tabii gelecek haftanın fragmanında Mutta'nın söyledikleri bu tezimi yalanlıyor ama yeşil kartların çok da rastgele dağıtıldığını düşünmüyorum.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi