• Koi to Senkyo to Chocolate - 01



    Nedense bu Öğrenci Konseyi / Birliği çok mühim bir mevzu Japonlar için. Okulda geçen animelerin birçoğunda bu birliğin başkanı ve üyeleri mini-otorite temsilcisi olarak karşımıza çıkıyorlar ya da serilerin başkarakterleri bu temsilciliğe ulaşmak için başkanlığa adaylarını koyuyorlar. Bizim ülkemizdeki okullarda bu kadar önemsenen bir mevzu mudur bilmiyorum ama çocukları zorla iktidar kavramıyla tanıştırdığı için nefret edilesi bir merci olduğunu düşünüyorum.

    Bu sezonki pek çok diğer animede olduğu gibi Koichoco da yalnızca konusu ve atmosferi değiştirilmiş çok basit bir harem. Oojima Yuuki isimli erkek başkarakterin etrafına serpiştirilmiş bir sürü kız ve efemine bir erkek karakterin, kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya kalan çikolata yeme kulüplerini (hmm, açılmasına en başından niye izin verilmişti ki?!) kurtarmak için Öğrenci Birliği Başkanlığı'na aday olmalarını anlatıyor seri.

    Erotik oyun uyarlaması olan seri, bu kadar fazla sayıdaki kız karakterden bekleneceği üzere ecchi ile haşır neşir oluyor. Başkarakterle ilk karşılaşmamız, yan daireden süzülerek gelen bir kızın hala uyumakta olan Yuuki'yi "sürtünerek" uyandırmasıyla gerçekleşiyor. Sonrasında kan deveranı, sabah ereksiyonu falan derken Yuuki de bu kızı kendi üslubuyla "selamlıyor".

    Ecchi severler için bile pek izlenebilir bir seri olmadığını düşünüyorum. Hemen ilk bölümden türe ait pek çok klişenin göze çarpmasının yanında bazen o an gösterilen kareyi anlamamaya yol açabilecek kadar devasa beyaz şuaların sansürleri var. Özetle, aynı teraneyi farklı karakterlerle izlemekten sıkılmadıysanız belki bir şans verebilirsiniz ama belli ki sansür bir noktada çok can sıkıcı olacaktır.

    6 Görüş:

    1. ne iyi anlatmışsın yahu :D medakaya gönderme yaptığını hissettim! ve sanırım türkiyedeki okullarda öğrenci konseyi yok gibi birşey :D yani japonlardaki kadar etkin değil. bi öğrenci başkanı seçilir, bütün sınıflardan temsilci seçilir öylesine. müdür yardımcıları bize gelmeyin temsilcilere gidin, temsilcilerden başkana gitsin, ordan müdür yardımcısına gider, ordan başmüdür yardımcısına gider ve en son müdüre gider, kabul edilmezse uğraştığınızla kalırsınız gibi bi sunum gerçekleştirdiği için önemsiz bi kavramdır bizde o seitokai olayı :D ups, çok uzun oldu!

      YanıtlaSil
    2. Dört bölümlük mini dizi çıkar şu anlattıklarından. Eğitim sistemimiz bürokratik korku filmi gibiymiş :D

      Böyle serileri görünce hemen Boku wa aklıma geliyor. Hem ecchisi tadındaydı hem de haremi bunlar kadar klişe değildi.

      YanıtlaSil
    3. sorma sorma :D o eğitim sisteminin azizliğine uğrayıp sınıf tekrarlıyordum az kalsın. neler çektiriyor! bizim müdür yardımcısının biri ajana benziyor zaten. takıyor siyah güneş gözlüğünü derslerde, hocam güneş çok mu kuvvetli diyesin gelir :D

      tadında ecchilere rastlamak zor şuanda. garip bi şekilde kaliteli shounenler, seinenler azaldı -_- gençlik nereye gidiyor böyle... japon gençlerin fantazilerine aklım ermez oldu...

      YanıtlaSil
    4. @Cuiloxeth
      İlk yorumundaki bizim eğitim sistemini anlatman harbi güldürdü direk şuan gittiğim okul ve vergi dairesi aklıma geldi resmen Türkiyede heryerde mini bürokrasi var fakat bizim okulda müdüre para verdin mi diğer olaylarla uğraşmak zorunda değilsin(ince gönderme) :D

      YanıtlaSil
    5. param olsa kendim yerim ya :D zaten müdüre iş bırakmamaya çalışıyoruz. alıştık artık yani :D

      YanıtlaSil
    6. Yazar asosyal bir kişilik mi die düşünmeden edemiyorum :O

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi