• Uchuu Kyoudai - 10



    İki sınavı geçmesine, Amerika'da kahraman ilan edilip televizyonlara çıkmasına ve kendi ülkesinde artık bir ünlü olmasına rağmen üçüncü sınav için hala kendine tam olarak güvenmeyen Mutta, çocukluğundan beri teselli bulduğu Sharon'ın yanında soluğu alıyor. Şehirden kırsala yapılan bu ufak yolculuğun sonucunda sadece "duymaya ihtiyacı olan" cevapları alarak güven tazeliyor.

    Son sınava kalan 15 kişinin hepsi bir şekilde gerginken Mutta'nın tek derdi hala Serika ile baş başa vakit geçirebilmek. Otobüse bindiklerinde Kenji'nin ve yolculuk sırasında da diğer yolcuların fark ettikleri kameraların aksine Mutta yine avare bir şekilde otobüsü kullanan şoförün kel olup olmadığına dikkat etmekle meşgul. Komik olansa herkesin bu kameralar yüzünden kendini iyice sıktığı bir ortamda Mutta'nın gözden kaçırdığı bu detay onun son derece rahat takılmasına yol açıyor. Astronot olmak için gereken şans böyle bir şey olsa gerek...

    Otobüsteki sınav hem tekil hem de çoğul için bir analiz şansı sunuyor. Otobüsün aslında dönüp dolaşıp yine JAXA'ya gelmiş olma ihtimali bir kenarda dursun, adaylar hem sabır hem de takım çalışmasına yatkınlık testlerinden geçiyorlar. Aslında şu ufacık deneyde bile sayısız farklı test konusu işlenmiş olabilir. Hepsinden önemlisi ise Kenji başta olmak üzere Serika ve diğer karakterlerin seri içindeki gelişimlerine odaklanılmış olması.

    Kenji'nin tahmin ve keskin gözlem yeteneği, Serika'nın midesine düşkünlüğü, rubikle oynayan eleman, yanına her oturduğu kişiyi kurutan çatık kaşlı, 54 yaşındaki adam, herkese atarlanan sarışın vb. gibi yan karakterlerin girizgahı tek bir bölümde afiyetle yediriliyor. Gelecek hafta ayaklar üzerinde devam edecek ilginç sınav öncesi ilk hazırlık tamamlanmış oluyor.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi