• Nazo no Kanojo X - 10



    Nazo no Kanojo X'i izlerken kendi hayatımda gördüğüm bazı insanları yeniden hatırlıyorum. Birkaç bölüm önce karşımıza çıkan ve zararsız gibi görünen eski kız arkadaş Hayakawa tipinde insanlardan her yerde var. Hayakawa'nın sahnelediği pis drama yalnızca ergenlere veya kadınlara özgü bir numara değil. Gerçi bu kadar dallı budaklı planları içeren konularda kadınların kafası çok daha iyi çalışır ama yalnızca özgü bir davranış değil bu.

    Fakat Tsubaki çok bilindik bir figür. 3 yıl boyunca hoşlandığı kızın düşen saç telini bir kapsüle koyup üzerinde türlü çeşitli "deneyler" gerçekleştirmesi veya şimdiki kız arkadaşının salyasını tatması onu en fazla hafif sapık bir ergen olarak konumlandırıyor. E, kabul edelim ki o yaştaki oğlanların hepsi Tsubaki kadar sapık olabilme potansiyelini içlerinde taşırlar.

    Aslında haftalar içinde nereden nereye geldiğimize bakınca Nazo no Kanojo X'in, karakterlerini olgunlaştırmaya gayret ettiğini düşünebiliriz. Geçen haftaki sahiplenmek ve kıskanmak ile bu haftaki yalan söylemek bunun birer örneği. Evet, Tsubaki'nin yalan söylerken kötü bir niyeti yok ama dürüstlüğün de onu güvende kılacağının henüz bilincinde değil. Urabe sorduğunda ona açık açık "eski hoşlandığım kız benden böyle bir şey rica etti" diyebilse yalanı ortaya çıktığında başına geleceklerin onda biriyle bile karşılaşmayacak. Fakat o olgunluğa ulaşmak için öncesinde sayısız hata yapmak maalesef zorunlu...

    Elde kalan üç bölümde bu nahoş olayın sürmesi muhtemel. Bu da yine maalesef çok sevimsiz bir sonun, Urabe ile Tsubaki'nin ilişkilerindeki olası bir ayrılığın habercisi. Gerçi ben hala Urabe'nin o festivali basıp don makasıyla Hayakawa denen #$%!'in peruğunu keseceğini ümit ediyorum lakin Urabe'nin rahatsızlığının üstüne düşmeyip kız arkadaşına benzeyen idolün albümünü bir kez daha satın alan Tsubaki'nin aklını başına devşirmesi lazım.

    4 Görüş:

    1. galiba serinin mangası var ama infilizce

      YanıtlaSil
    2. Mangası hala devam ediyor ve çok fazla chapteri var. Seri bittikten sonra mangasını okumayı düşünüyorum. Ayrıca bu urabe/tsubaki ilişkisi zannetmiyorum ki böyle bir olayla bozulsun çünkü aralarında sağlam bir bağ var. Ama ikiside dediğiniz gibi daha küçükler. Bir şeyler yapıp çizerin bu olayın içinden ilişkiyi dahada güçlendirerek çıkacağını düşünüyorum. :D

      YanıtlaSil
    3. ksogaki sen adanalımısın yada adanadamı yaşıyorsun
      http://www.animemangatr.com/forum/devam-eden-calismalarimiz/4965-nazo-no-kanojo-x-9-13-a/sayfa8.html#post89019
      şu linkte gördümde zira bende adanalıyım

      YanıtlaSil
    4. Evet Adanalıyım ama ilginç oldu. Neyse sen beni amt de arkadaş olarak ekle istersen. Burayı kalabalık etmeyelim. :D

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi