• Katte ni Kaizou - 6



    Bazen saçma sapan, bazen hiçbir işe yaramayan ama genellikle çok mantıklı detayları daima tartışılabilir gerekçelerle açıklayan serinin son bölümü. Yarım yamalak yapılan bir şeyin her zaman sorun çıkarabileceğinden ama yapılan bir sapıklık veya yalan söylemek bile olsa iyice abartıldığında herkesin hoşgörü göstereceğinden bahseden bölüm alışıldık tuhaflıktaki örnekleriyle iyice komik bir hal alıyor. Aşk ve korku arasındaki bağı gayet mantıklı bir şekilde örneklendiren bölümde ayrıca ipte yürüyen cambaz durumu konu ediliyor.

    Katte ni Kaizou 6 bölümünün tamamında gündelik yaşamda sıradan karşıladığımız vakaları elinden geldiği kadar uç örneklerle abartarak bu vakaların sınırlarını zorlamaya çalışan bir seriydi. Çoğunluğunda eğlenceli ve arsız takılan seri zaman zaman dumura uğratacak detaylar sunarak kendince farklılık yaratmayı deniyordu. Kısa, zevkli ve değişik bir anime arayanlar için iyi bir alternatif sunuyordu.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

    Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi