• Zetman - 01



    Zetman'in ilk bölümünü tek bir cümleyle anlatmaya çalışsam "Uzun zamandır gördüğüm en kötü başlangıç" derdim. Bazı sahnelerin şualarla veya gölgelerle sansürlenmesinin yanında dövüşlerde değişkenlik gösteren animasyon bölümün genelindeyse tam bir felaket. Farklı teknikler kullanılması değil benim canımı sıkan, Jin'in kadını kurtardığı sahneden sonra duvarda beliren devasa gölgeler asıl derdim. Ölçeklendirme konusunda gerçekten amatörlüğü gösteren bir sahneydi fakat bunun dışında dövüş sahnelerinde uzayan ve küçülen suratlar animeyi iyice gülünç bir hale sokuyordu.

    Seslendirme departmanında ise küçük Jin'i Paku Romi (Edward Elric - Fullmetal Alchemist)'ye vererek işi kotaracaklarını sanmışlar fakat duyup duyulabilecek en kötü çığlığın bulunduğu bir seslendirme performansını onun bile kurtarmasına imkan yok. Zaten Jin kısa süre içinde büyüyüp başka bir sanatçı tarafından seslendirileceği için Paku'nun varlığı bile saman alevi gibi.

    Teknik detayları geçip en çok önem verdiğim anlatım gücüne gelelim. İşler orada daha da felaket bir hale bürünüyor. Saflık ile cahillik arasında gezinen bir başkarakterimiz var, ki bu katlanılabilir bir özellik olmasına rağmen geri kalan herkes milyonlarca kez izlediğimiz tiplemeler. Fakir çocuğun zengin arkadaşları, bu zengin çocuklara izin vermeyen gaddar baba, çok bilge bir dede (Blade'deki Whistler?), uzak kaldığı veya kaybettiği çocuğunun yerine hemen Jin'i yerleştiren bir konsomatris/hayat kadını, kahramanı uyandırmak için çalışan kötüler... Bu hikayeyi kaç kez izledik bilemiyorum.

    13 bölüm sürecek, aksiyonu temel almış bir animenin hızlı ilerlemesi normal ama bu kadar klişe bir hikayeyle hemen bugün, ilk bölümde finalini yapsa hiç yadırgamam. Neyin nasıl gerçekleşeceği, Jin'in bir süre kötüleri arayıp 10. bölüm gibi planlar yapıp finalde de galip geleceği o kadar belli ki takip etmek için bir neden göremiyorum. Muhtemelen birkaç Player'ı pataklayıp iyice güçlenecek Jin en sonda dedesinin intikamını alıp gün batımına doğru yürür. Hayır, küfür yemeyeceğimi bilsem Blade, Iron Man, X-Men gibi Amerikan uyarlamalarının bile bu seriden biraz daha iyi başladıklarını söylerdim.

    5 Görüş:

    1. Bu seriye başlasam mı diye düşünüyordum tam.. Denek öyle ha, diyerekten izlemekten vazgeçiyorum.

      YanıtlaSil
    2. Merakla bekliyordum, hatta şu an ilk bölümü indiriyorum ama bütün beklentilerimi yerle bir etti bu yazı. :p

      YanıtlaSil
    3. Benim herhangi bir beklentim yoktu hatta olabildiğince nötr bakmaya çalışıyordum ama ilk bölümden sonra artık o yöne doğru bile bakmıyorum :)

      YanıtlaSil
    4. Şu an ilk bölümü izliyorum ve o çığlık hakikaten felaket. :D:D

      YanıtlaSil
    5. Gerçekten beklentilerimi tamamen boşa çıkardı ilk bölümüyle.

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi