• Shirokuma Cafe - 01



    Panda isimli bir pandanın (!) yarı zamanlı bir iş arama sürecini izlediğimiz ilk bölümde insanlar ile gündelik hayatta ancak hayvanat bahçesinde görebileceğimiz hayvanların iç içe yaşamlarına ortak oluyoruz. Çocukları hedef alan animede insani özellikler kazandırılmış hayvanların hiçbirine özel isim verilmiyor. Panda, Penguen, Kutup Ayısı, Tosbağa, Zürafa vs. şeklinde bir dolu evcil olmayan hayvanın aralarında geçen muhabbetler yine çocukların anlayacağı bir dilden komikleştiriliyor.

    Açıkçası ben bu kadar çocuksu değil, daha ilginç bir anime olacağını düşündüğüm Polar Bear's Cafe'yi izlemeyi düşünmüyorum. Kendini tekrar eden esprilerine ve çok bayık Panda seslendirmesine katlanabileceğimi sanmıyorum fakat sıkmayan temposuyla ve orta karar görselliğiyle yine çocuklar için iyi bir seyirlik olabilir.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi