• Kuroko no Basuke - 02




    Haha! Bu seri kesinlikle iş yapacak. Karakterlerin hepsi çok iyi yazılmış. Durum komedileri hayli eğlenceli. Ortamı besleyen nefis müzikler var. Animasyon orta-üst kalitede. Konu zaten bilindik ve izlemesi keyifli bir hikaye. Maçlar başlamadan bu kadar zevkliyse ve yeri geldiğinde gazın kralını (restorandaki konuşma) verebiliyorsa mücadeleler sırasında nasıl bir hal alacağını düşünemiyorum bile.

    Tamam, Kuroko no Basuke üstüne spor ambalajı yapılmış bir shounen... mi? Bir kere mevcut shounenler göz önüne alındığında bu serinin shounen olmakla uzaktan yakından alakası yok (ve sırf bu yüzden bile bir shounen olabilir). Shounenlerde karakterlerin neler söyleyecekleri, kimin hangi değeri temsil ettiği az çok bellidir hatta kötü shounenlerde açılış bölümünün yarısında bile bu anlaşılabilir. Zaman içinde bu karakterler artık ezberlenmiş shounen yeminlerini bölümlerin bir yerinden seriye dahil ederler ve bu sayede farklı animasyonlar içinde aynı senaryoyu izlermiş gibi hissedersiniz. Sonrasında büyük bir şaşkınlık, hayret, gaflet ve dalalet yaratmak için bu karakter gelişimini sendeleten, bazen de bozup yeniden kuran bölümler icat edilir.

    Oysa KnB bunların hiçbirine kasmıyor. İki tane başkarakter ve koç rolünde bir tane müthiş potansiyelli bir yan karakter ile işi götürüyor. Ezberden maval okuyan karakterler yok, örnek alınması gereken gençler yok, anlattığı dünyaya ihanet eden icatlar yok. Geçen hafta da bu değilleme tiradını atmıştım, belki bu hafta son olur ama KnB'nin şimdiye kadar bende uyandırdığı etki, piyasadaki rakiplerinin (hem shounen hem spor) tam aksi bir istikamete doğru yol aldığı şeklinde. Bu da her hafta merakla takip etmem için fazlasıyla yeterli ve geçerli bir neden.

    3 Görüş:

    1. Seriyi ben de çok sevdim ama geçen hafta dediğin gibi sen seriye aşık olmuşsun, şuan ne yapsa dünyanın en güzel kadını gibi geliyor sana :D Yani biraz abartılmış gibi geldi bu kez...

      YanıtlaSil
    2. Kadını mı erkeği mi bilemem :) ama anlatılan spor basketbol olduğu için biraz kayırdığım gerçek. Seçilen müzikleri ve bu parçaların kullanımına aşık oldum, orası da gerçek. Bir de anti-(mainstream)shounen biri olarak galiba bana bu türe ait bir yapım izletebildiği için sevdim fakat animenin tamamına aşık olmam biraz zor. Aynı sezon içinde tek eşlilikten yanayım, ki o seri de büyük ihtimalle Tsuritama veya Sakamichi olacak.

      YanıtlaSil
    3. Bence yazı hiçte abartılmamış hatta bence sezonun en iyi animesi.

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi