• Kimi to Boku 2 - 01



    Kaldığı yerden devam ediyor Kimi to Boku. Nerede kaldığından veya bir yerde kaldıysa oraya gidip gitmediğinden bile emin değilim zira ilk sezon dört arkadaşın ve sonradan eklenen yancının aralarında çevirdikleri geyiklerden ibaretti. Mütemadiyen geçmişten günler yad edilerek karakter gelişimleri sağlanıyordu, çok arada bir de çocukların gündelik hayatta başkalarıyla kurduğu ilişkiler aracılığıyla bu gelişimler gerçekleştiriliyordu. Yeni sezonda da aynı tas aynı hamam devam ediyor.

    Fakat J.C. Staff'ın son iki yılda ürettiği animelerle ispatladığı "biz daha kötüsü yapana kadar en kötüsü bu!" sloganına karşın tam da bu nedenden, yani yerinde sayması yüzünden ufak da olsa bir istisna olmayı başarmıştı Kimi to Boku. Geçen yılın sonunda biten 13 bölümlük ilk sezon gibi bu sezonun da 13 bölüm süreceği açıklandı. Dingin, arada bir komik, çoğunlukla ise nötr bir anime izlemek isteyenler için iyi bir seyirlik.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi