• Brave 10 - 12



    Geçen haftaki bölümün tamamını kötülerin iyileri yenmesine adadıktan sonra 4 dakika içinde iyilerin şipşak galip gelmeleri aslında Brave 10'in nasıl bir seri olduğunun da göstergesi. Ciddi bir senaryodan ya da karakter gelişimlerini bu serinin herhangi bir noktasında aramak çok da akıl kârı değil. Oturup izlemek, hayli kısa sürseler de bir veya iki tane dövüş sahnesinin tadını çıkarmaya çalışmak en mantıklısı.

    Ne kadar uğraşsam da üzerinde çok fazla konuşamadığım bir anime Brave 10. Hatta görüleceği gibi nasıl az konuşulabileceğini kanıtlamak için sarf ettiğim cümlelerle bir paragrafı ancak doldurabilecek kadar uzunluktaki bir senaryoya sahip. Muhtemelen bir yerde, bir zamanda ikinci sezonu çekilecektir. Onda da yine aynı güdüklüğü devam ettireceğine dair bir şüphem yok. İlginç olansa sırf arka plana yerleştirdiği Sengoku Çağı yüzünden farklı mecralarda sergilenme başarısı yakalaması. Demek ki Brave 10 kadar fantezi içeren bir anime bile tarihin bir yaprağını kullandığı için belli bir değer yakalayabiliyor. Ne diyeyim, darısı daha ciddi ele alınmış projelerin başına.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi