• Another - 5



    İki ay boyunca bu seriyi beklemekle, yayınlandığı günde izlemekle, her hafta hakkında bir şeyler yazmaya çalışmakla doğru karar vermişim. Another'ın seveni kadar sevmeyeni de oluşmaya başladı (ya da çoktan oldu ve bitti) ama zaten benim sevmemdeki neden de tam olarak bu: İzleyenleri net bir çizgiyle ikiye ayırması, kimseye yaranma gibi bir endişe taşımaması. Yani biraz ondan, biraz bundan ekleme çıkarma yapmak yerine canı ne ve nasıl istiyorsa onu anlatması.

    Tamam, bu şahsi tezahüratın ardından artık Another için kafamda beliren ilk cümle şu: Korku türüne (anime, sinema, edebiyat vs.) çok hakim bir ekip var bu projenin arkasında, özellikle de edebiyata. Bu bölümdeki keskin manevra ve şimdiye kadarki aleni gerçeklerin bir çırpıda silinip atılması gayet hoş... fakat daha da güzeli Misaki'nin anlattıklarının ne kadar gerçek olduklarına dair içimde oluşan kuşku.

    Bu basit teknik sayesinde, yani kendi yapısının temellerini kaydıran ve onu sabitlenmemiş bir zemine oturtan (aslında oturtan değil, bu temelin yerini sürekli değiştiren) bir anlatı biçimi sayesinde Another belki de en doğru korku klişesine sırtını yaslıyor: Görmediğin hiçbir şeye inanma... bazen gördüklerine bile.

    Yine ve inatla teori üretmekten kaçınıyorum. Aslında bölümü izlerken ve özellikle de Misaki'nin izahat verdiği sekans boyunca kafamda örümcekler dolanıyordu lakin bunları dillendirmekten ziyade anımsamak bile istemiyorum. Dolayısıyla, Misaki'nin sırasında bulunan "Kim öldü?" yazısına hiç değinmeden vedalaşmak en iyisi çünkü henüz öğrenciler bile Diğerinin (Another) kim olduğunu çözememişken ve kütüphanecinin Kouichi ile konuşmasında "ha, demek olan buydu" demesi içimde kıpırtılara yol açmışken her an elimde patlayacak teoriler üretmeye daha da yaklaşıyorum.

    4 Görüş:

    1. yahu ne zaman birisi Kouichi'ya mei hakkında bişeyleri anlatmaya kalksa o kişi ölüyor :| acaba misakinin hedefi Kouichimi , belkide misakiyi onun annesi öldürdü :/ misakide intikam peşinde olabilir :/ bütün sınıfın aldığı karar misakiden bahsetmemek bahseeden herkes ölüyo aaaaaa çok karmaşık

      YanıtlaSil
    2. İşte aynen bu karmaşa yüzünden en başından beri hiçbir teori üretmeme taraftarıyım. Romandan uyarlanan bir animenin düş kırıklığı yaratacak bir final yapma ihtimali çok düşük. İzleyip tadını çıkarmak hatta biraz da korkmaya çalışmak en güzeli.

      YanıtlaSil
    3. romanı türkiyede yok sanırım nerden bulabilirim bi bilginiz varmı ?

      YanıtlaSil
    4. Hayır, maalesef bir bilgim yok.

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi