• Mirai Nikki - 14-15



    Manga severlerin eline koz vermek dışında hiçbir başarısı bulunmayan Mirai Nikki'ye daha fazla tahammül edebileceğimi sanmıyorum. Tam bir saçmalıklar silsilesi olarak devam eden serideki senaryo hatalarını saymaya kalksam serinin sonuna kadar anca bitirebilirim. Kötü senaryo da insanı soğutur ama hatalı senaryo insanı çileden çıkarır. Ben artık herhangi bir mantık aramayı bıraktığım, gayet düşük bir IQ'ya sahip senaryodan hareketle seriyi bloglamayı bırakıyorum. İki haftada bir yazmak bile çok zoruma gidiyor. Ortada bir oyun ve bu oyunu inadına kazanmak "istemeyen" insanlar var. Benim zeka seviyem henüz bu mantığı anlamaya yetecek kadar gelişmedi sanırım. Dilerim de asla gelişmez...

    1 Görüş:

    1. Benim merak ettiğim bir konu var yanlış hatırlamıyorsam ilk bölüm hakkındaki görüşlerinizi yazdığınız yazıda mangayı baya bir övmüştünüz ama animenin neredeyse mangadan hiçbir farkı olmamasına rağmen bu kadar eleştirmenizin sebebi nedir ?

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi