• Brave 10 - 3



    Saizou'nun her fırsatta Isanami'yi koruma mücadelesi devam ediyor. Aslında bu seride hayli fazla isim zikredildiği için kişileri takip etmekte zorlanıyorum ama herhalde bu ikiliden başka fazlaca dikkat etmem gereken bir karakter de yok sanırım. Isanami şımarık bir zengin kızı ve Saizou da katil olmasına rağmen konu Isanami olunca yufka yürekli bir ninja. Zaten çok da dallanıp budaklanacak bir hikaye yok ortada, en iyisi oturup güzel animasyonun ve idare eder seslendirmelerin keyfini çıkarmak.

    Aksiyon da yer yer vasat seviyelerde gezinebiliyor. Saizou'nun her bölümde illa ki dövüşeceğini az çok anladık fakat dövüşler sırasında savurulan tekmeler, yumruklar, topuzlar, kılıçlar, bıçaklar vs. olayın heyecanıyla sahne içinde "yutuluyorlar." Hamleleri açık ve net bir şekilde izleyemiyoruz. Mangayı okuyanların söylediğine göre kesik yemiş sahneler yalnızca bunlarla sınırlı da değil; mangada cinsellik içeren pek çok ufak sahne de animede tamamen çıkartılmış. Sonuçta Brave 10'in vakit geçirten bir anime olmaktan ötesini göremeyeceği belli ama tüm bu defolarına rağmen su gibi akıp giden temposuyla benim için şimdilik yeterli bir seyirlik sunduğu da kesin.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi