• Ben-Tou - 12



    "Sana bir koyarım tavana yapışırsın" deyimi bence Ben-Tou'dan sonra yeni bir anlam kazanabilir. Son bölüm olması sebebiyle daha uzun ve detaylı bir yemek dövüşü bekliyordum ama bu da hiç fena değildi. Özellikle de dövüşün ilk başladığı anda ve Hercules'in tekmelerinde kaç kişinin havada uçtuğunu saymaya çalışırken bayağı eğlendim.

    Her zaman özgün sayılabilecek kadar manyak karakterleriyle saçma sapan konusunu destekleyen Ben-Tou yine kendinden beklendiği kadar çılgın ve aynı zamanda sakin bir kapanışla sonlandı. Benim için harika bir seyirdi, hele ki süpermarkette yapılan dövüşler zaman zaman ağzımı bir karış açacak kadar ayrıntılıydı.

    Gerçi Orthros'un kaybetmesine ve Ice Witch'in son bir kez er meydanına çıkamamasına üzüldüm ama böylesi bir mutlu sonu da bu seriye çok görmemek gerek. Dövüş ve komedi unsurlarından hiç sapmadan, romantizm ve drama gibi diğer alanlara da yalnızca ucundan kıyısından değinerek hedefinden şaşmayan Ben-Tou hikaye bulmakta zorlanan sektörün (hatta tüm görsel sanatların) içinde ilginç bir denemeydi.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

    Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi