• Freedom - 04



    Freedom bir yol hikayesi… Bu bölümün teması bu. Çok fazla derinlere inmeden, açıklamalardan uzak, temposu düşük ama neşeli bir bölümdü.

    Özellikle mekiğin düştüğü yerdeki yapıları görünce hayda seri zıvanadan çıktı dedim kendi kendime bir an şaşkınlıkla. Daha sonra mekiğin düştüğü yerin neresi olduğu açıklanınca rahat bir nefes alabildim. Çok ince düşünülmüş bir espiri. Gene de mekiğin rotasından sapıp, hedeflenen yerin çok uzağına düşmesi kaçınılmaz bir yolcuğu gerektirmiştir. Country ve rock müzik eşliğinde Amerika’yı bir nevi tekrar keşfe çıkarız. Tabii ki yol hikayesinin olmazsa olmaz koşulu yan karakterlerdir. Bir çok yan karakter ve durum komedisi görmek nasip oldu bu bölümde. Yan karakterler hakkında bilgi verilmeyip, konunun dallanıp budaklanması engellenmiş olup izle ve unut yöntemi benimsenmiş. Yolculuk esnasında Takeru ve Bismarck bulundukları yer ile ilgili başlarda yabancılık çekip, olumsuz duygular besleseler de daha sonra bu fikirleri tamamen değişir. Yolculuğun sonunda Takeru muradına erer ve güzel bir dinlenme bölümü son bulur.


    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi