• Ben-Tou - 5



    Ben-To çok cesur bir seri. Bu cesaretini olumlu ya da olumsuz bir tarafa çekme gayreti tabii ki izleyicinin mizah anlayışına göre değişim gösterecektir lakin benim çok sevdiğim bir tarz olduğunu yinelemek istiyorum. Satou'nun peşindeki güvenliğin yanına bir süre sonra dürbünlü tüfek taşıyan askerlerin katılması gibi küçük ya da Satou'nun etrafını sarmış iki taş gibi hatunun çocuğa uyguladığı bilinçli ve bilinçsiz baskı gibi büyük (... kalkık? ...) detaylar hem sıradan komediyi hem de fanservice olayına bu serinin nasıl hakim olduğunu gösteriyor.

    Kurtlar arası Doğu-Batı savaşı ve bu savaşın ilk cephesinde eşşşek yüküyle dayak yiyerek fukara sümüğü gibi tavana çakılan Satou serinin paratoneri. Onun üzerinden altından, sağından solundan, içinden dışından türetilen mizansenler her türden komediyi barındırıyor.

    Serinin nereye gittiğini kestirmeye çalışmak abesle iştigal etmek olacağından bu seriye dair hangi özelliklerin hoşuma gittiğini yazmak bence kâfi. Savaş öncesi oruca giren ya da kahve yerine 1 milyon kola alan abidik karakterler gibi.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi