• Paradise Kiss



    Hayasaka Yukari 18 yaşında, üniversite sınavlarına hazırlanan, yaşadığı şehirden nefret eden, gayet alımlı, 1.70m boyunda, sokakta herkesin bakışlarını üzerinde toplayan, oldukça güzel bir kızdır. Evden okula, okuldan dershaneye, dershaneden eve monotonluğunda bir hayat sürdüren Yukari aslında kendini Rapunzel'e benzetmekte ve onu bu zindandan kurtaracak prensini beklemektedir.

    Üniversitede tasarım okuyan gençlerin kurduğu Paradise Kiss adındaki bir tekstil markası, yakınlarda düzenlenecek yarışmada elbisesini giyecek bir manken aramaktadır. Yüzünde çengelli iğne de dahil olmak üzere bir sürü piercing bulunan Arashi'nin laf atmasıyla başlayan bu süreç Yukari'nin ilgisini çeker ve gruba katılır. Bir süreliğine hem okulu hem de mankenliği birlikte yürütmeye çalışan Yukari'nin kafası gizemli ve karizmatik prensini bulduğunda daha da karışır.


    Madhouse kalitesinden beklenecek düzeyde yetkin bir animasyon ve gerçekten bu animeye çok yakışan parçalarla teknik departmandan tam puanla çıkan Paradise Kiss'in senaryosu da hiç hafife alınmayacak cinsten. Karakterlerine yeterli zamanı tanıyan ve onları son bölüme kadar geliştirmekten hiç yılmayan anime tam anlamıyla hayatın içinden besleniyor. Çekirdek kadrosundaki görünüşte marjinal sayılabilecek karakterlerinin iç dünyalarını her fırsatta ortaya dökmelerine olanak sağlıyor.

    Yukari'nin kararsızlık anlarındaki seçimlerini asla sorgulamayarak örnek bir figür yaratmak yerine gerçekçi bir karaktere dönüşmesine, aslında dönüşmesine değil basbayağı olmasına fırsat veriyor. Bir tarafta kışkırtıcı George ile kalbinin, öte yanda rasyonel Hiroyuki ile mantığının arasında bocalayan Yukari içinde bulunduğu yaşın getirdiği tüm dengesizliğe sahip bir görüntü çiziyor. Hata da yapıyor, doğru da. Animenin ise bu hataları suça, doğruları ise aferine çevirmeyişi takdire şayan. Mümkün olduğu kadar tarafsız kalmayı tercih eden bir yapım Paradise Kiss.


    Bu kadar yetişkinlere yönelik temalardan ortaya kötü bir yapım çıkması çok zor; hele ki Nana'nın da yaratıcısı Yazawa Ai'nin kaleminden, Beck'in de yönetmeni Kobayashi Osamu'nun kamerasından bize ulaşıyorsa. Bunlar da yetmezmiş gibi OP ve ED'yi "Lonely in Gorgeous" ile Tomoko Kawase ve "Do You Want To" ile Franz Ferdinand paylaşınca her bölümü izlemeye değer harika bir yapım ortaya çıkıyor.

    Bir başka noitaminA kuşağı ürünü olan Paradise Kiss 12 bölümlük süreci çok iyi değerlendirmiş, ne anlattığının ve nasıl anlattığının gayet farkında olan sağlam bir anime.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi