• NO.6 - 10



    Çok kötü dizimiz No.6'nın sadece kötü olmaya çalıştığı haftaların -galiba- sonuncusunda Shion ile Nezumi'nin girdikleri tesiste Safu'yu arama yolculuklarına tanık oluyoruz. Neredeyse ruh transferi yaparak tamamen karakterleri dışına çıkan ikilimiz tesisin içinde önlerine geleni marizleyedursun, No.6 dışındaki arazide saldırının yaraları sarılmaya çalışılıyor. Köpeğin sırtına bağlanmış bebek sayesinde yaşamın henüz bitmediği mesajını vermeye çalışan yapımcılar, No.6 içinde Shion ile Nezumi'nin yaptığı katliamla iki bölge arasındaki farkları ortaya dökme uğraşındalar... Yok daha neler! "Bu eziyetin bitmesine bir hafta kaldı, sıkın dişinizi" diyorlar sadece.

    Büyük bir hikayenin fragmanı niteliğindeki seride karakter gelişimlerinden tutun, mekan ve zaman olgusuna kadar her motifte eksikler devam ediyor. Gerçi "devam ediyor" demek yanlış zira anime bugün kapanışını yapıyor. Muhtemelen çok acele bir finalle karşımıza çıkacaklarından No.6'nın neyi, kimlerle ve nasıl anlatmaya uğraştığını asla bilemeyeceğiz. Yaz sezonlarının bir diğer gereksizi olarak tarihteki yerini alacak No.6

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi