• NO.6 - 7



    İşte bu ya! Öpüşün tabii gençler! Öpüşün de rahatlayalım. Akabinde hemen birbirinizi yumruklayıp güneşin doğuşunu falan seyredin ki benim gibi hala takip eden mazoşistler varsa keyfe gelsinler. Misal Shion'un Nezumi'yi öpüp "Ben yatmaya gidiyorum. Yarın köpekleri yıkayacağım. Allah rahatlık versin" muhabbeti günümü aydınlattı. Böyle sahnelere No.6'da ihtiyaç var. Yine o papyonlu simsarın bir anda karakteri dışına çıkıp yol ortasında hormon dengesizliğinden sapıtan bir ağlak haline bürünmesi falan... bunlar çok gerekli bize.

    Yeminle içimde sıkıntı olmuştu Shion ile Nezumi ne zaman öpüşecekler diye. Bu da aradan çıktığına göre şimdi Shion manifaturacı teyzenin dükkanında gördüğü ve No.6 animesinin geçtiği dünyada "sadece" Safu'ya ait olan ceket üzerinden senaryo geliştirebilir. Eve gelip sevdiceğine son bir kez kek börek açabilir. O sevdiceği de sırf akranı bir velet vakti zamanında balkonda çığırdı diye nasıl bugünlere geldiğini izah edebilir. Gerçekten çok rahatladım. Şimdi bir de Safu ile Nezumi'nin saç saça, baş başa kavgasını izlersem değmeyin keyfime.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi