• Mawaru Penguin Drum - 6



    Bir haftalık aranın ardından Mawaru Penguindrum sağlam bir bölümle yeniden karşımızda. İyi tanıdığımızı sandığımız Ringo ile ilgili tüm izlenimlerimizi tersine çeviren bölümde, hocası Tabuki'ye kafayı takmış Ringo'nun geçmişini öğrenirken nasıl bu kadar takıntılı bir hale geldiğini oldukça mantıklı açıklamalar eşliğinde seyrediyoruz.

    Ringo'nun, ailesi sürekli kavga eden tatlı bir kızdan nasıl bu kadar saplantılı bir gence dönüştüğünü görmek beni şaşırttı. "Kıymetlim" diyerek sakladığı günlüğünü bir türlü Shouma'ya okutmayan Ringo şimdiye kadar izlediğimiz neredeyse tüm dramalarda olduğu gibi annesi ile babası arasındaki sorunların kaynağının da çözümünün de kendinde olduğunu sanıyor. Kader/Alın yazısı kavramıyla inceden tırlatmış kızımız aslında ablasının yerini doldurmak istiyor. Bu arzusu da kendi hayatını yaşamasını engelliyor.

    Ringo'nun hayatıyla ilgili gelişmeler dikkat çekiciyken asıl Kanba'nın etrafında uçuşan hafıza silici penguen topları beni cezbetti. Artık iyiden iyiye Natsume Masako isimli hatunun bir organizasyona çalıştığını ve bu örgütün de belli bir amacı yerine getirmek için uğraştığını söyleyebiliriz. Ringo'nun bahsettiği "Project M" ile Masako'nunki herhalde aynı projedir ama herkesin kafayı taktığı "kader"in bu oyundaki yeri ne, henüz bilmiyorum.

    Şimdiye kadar Mawaru Penguindrum hiç ara vermeden senaryoya farklı ve kafa karıştıran katmanlar eklemeye devam ediyor. Dolayısıyla ister istemez gelecekte neler yaşanacağına dair fütursuzca sallamaktan öteye gidemiyoruz. Olsun, hiç şikayetim yok. Karakterler gelişiyor, senaryo çeşitleniyor, yenilikler hiç bitmiyor. Misal siyah penguenin şimdiden hayranları olmuştur bile.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi