• Hanasaku Iroha - 22



    Finale doğru yaklaşırken yavaş yavaş geniş kadrodaki karakterlerin sonlarını yazmaya başladılar. Enishi ile Takako'nun evliliği seri boyunca aralarında platonik bir aşk varmış gibi görünen bu çiftin geleceğini net bir şekilde çizdi. Ohana'nın Ko kararını açıklamasıyla Minko - Tohru - Ohana arasındaki tuhaf üçgenin açıları ise nihayet tanımlandı. Tomoe'nin iki bölümdür Ren Usta ile fikirleri çiçek yakalama seremonisinde havada kaldı ama şimdi önümüzde -beklenilen- çok büyük bir ikilem bulunmakta.

    Geçen hafta Müdire Hanım ile Denroku'nun masa başındaki karamsar diyalogları, otelin iflasın eşiğinde olma ihtimalini bana düşündürtmüştü. Gerçi bu ihtimal ne yalanlandı ne de doğrulandı ama Müdire Hanım'ın bir karar aldığını ve bu kararın karakterler üzerinde bomba etkisi yarattığını artık biliyoruz.

    Asıl önemli olansa Ohana'nın Tokyo'ya döneceği ve Ko'ya açılacağı. Belki çok fazla ipucu vermediler ama ikinci OP bu haftaya kadar yeterli altyapıyı hazırlamıştı. Bu haftaki ani telefon konuşması da Ohana'nın annesi Satsuki'nin gelecek haftalarda kilit süreler alacağının habercisi. Ohana otelin kapanmasını öyle kolay kolay içine sindirmeyeceği için son haftalar iki temel konu etrafında dönecekmiş gibi görünüyor: Ko ve Kissuiso.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

    Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi