• Steins;Gate - 16


    Steins GateSteins Gate
    Steins GateSteins Gate

    Kusursuz bir bölüm olduğunu söyleyemesem de duygusal açıdan kesinlikle çok güçlü bir bölümdü. Zaten şimdiye kadar çözdüğümüz iki önemli gerçeği açıklayan bölümün finali bir kez daha serinin en büyük özelliğini barındırıyordu. Daru ile Suzuha arasındaki ilişki aydınlanırken geçen bölümde Okarin'in İngilizce döktürmesine yol açan broşun ve üzerindeki harflerin ne anlama geldiklerini öğrendik.

    Daru'nun Suzuha'nın babası olduğunu öğrendiği sahne beni biraz rahatsız etti. İki dakika önce ıslak düşlerinde yer verdiği Suzuha'ya öyle çarçabuk ısınıp sarılması Daru'nun şimdiye kadarki karakterine ters düştü. Doğallıktan uzak olsa da yapımcıların amacı dokunaklı bir sahne çekmek olduğundan çok da üzerine düşmemek gerek.

    Tabii bizi asıl ilgilendiren Suzuha'nın zaman yolculuğu sonrasında yaşananlar. Yalnızca geçmişe gitme özelliği zaman makinesi onaran Daru'nun yaptığı birtakım hatalar yüzünden Suzuha üstlendiği görevi (IBN 5100'ü bulma) 1975'ten 1999'a kadar hatırlamıyor. Sonrasında da bunun verdiği eziklikle intihar ediyor. Okarin'e yolladığı mektupta başarısızlığını defalarca tekrar etmesi oldukça dokunaklıydı.

    Bu ağır duygusal havayı daha da koyultmak için Okarin bir D-Mail daha gönderip yeniden geçmişi değiştirmeye çalışıyor çünkü birkaç bölüm önce Suzuha'yı geçmişe gitmekten alıkoyup babasını aramaya ikna ettiği için kendine kızıyor. Bu D-Mail hem Daru ile kızının yaşadığı hatıraları siliyor hem de IBN 5100'ü bulmada Suzuha'ya hiçbir faydası dokunmuyor. Ancak tek pozitif etkisi, Okarin'in kırdığı yeni zaman çizgisinde Mayushi'nin saat 20:00'da ölmemesi.

    Bu yeni zaman çizgisi bende birkaç soru işareti doğurdu. %1'i geçmemiş olmasına rağmen Mayushi nasıl ölmedi? Okarin alelacele laboratuvara döndüğünde Makise neredeydi? Zaman bükme (Time leap) cihazı neden yoktu? Suzuha'nın annesi bu arc boyunca hiç görmediğimiz Feyris olabilir mi? Daru'nun kendi kızıyla tanışması zamanda bir paradoksa yol açmaz mı? Ve daha nice soru var şu an kafamda.

    10 Görüş:

    1. benim de kafam karıştı, son 4-5 bölümü tekrar izlemem lazım.

      YanıtlaSil
    2. Bu animeden güzel Hollywood dizisi olurdu. Flashforward havası var biraz. Artık hollywood'dan animeye değil de animeden Hollywood'a bir kaç yapım olsa güzel olur.

      YanıtlaSil
    3. Hollywood'dan animeye geçen yapım sayısı çok az aslında. Marvel paçavralarını saymazsak bir tek Supernatural uyarlamasının dişe dokunur olduğunu söyleyebilirim. Animeden Hollywood'a araklanan yapım sayısıysa bir hayli fazla. GITS'ten yola çıkılan Matrix gibi başarılı bir devşirmenin yanında Paprika'dan bariz yürütülen Inception gibi kötü yapımlar da oluyor. Eminim daha dikkatli sinema izleyicileri başka örnekler de bulurlar ama Japonlar zaten animasyon konusunda dünyanın çok ilerisindeler. Pixar'ın, Warner Bros'un onlara yetişmesi için en az 10 yıl gerekiyor.

      Dediğin gibi herhangi bir Amerikan dizisine uyarlansaydı reyting kaygısından doğan "averaj seyircinin dikkatini ayakta tutma" stratejisi adına eminim işin içine son derece fuzuli bir romantizm katılırdı. Yine de bir açıdan sen de haklısın, daha büyük bir prodüksiyonla S;G inanılmaz bir diziye dönüşebilirdi... gerçi benim için hala öyle ama :)

      YanıtlaSil
    4. daru nun kızıyla tanışması zamandaki paradoxu yaratıp mayushii nin ölmesine engel olmuş olabilir diye düşündüm.sadece düşündüm yani :D steins;gate ye kafa yormak çok zevkli.

      YanıtlaSil
    5. Bir kere 4. paragrafta bazı bilgi eksikleri var. Okarin, D-mail yolladıktan sonra Suzuha yeni hayatında intihar etmiyor daha mutlu bir hayat yaşıyor. Hatta evine gittiğinde, dışarda bisikletini bile görüyoruz. Ayrıca o D-mail sayesinde Daru kızıyla tanışmasını yaşamadığı için de ortada bir zaman paradox'u da yok.

      YanıtlaSil
    6. D-Mail sonrasında intihardan değil, hastalıktan ölüyor Suzuha. Haklısın, onu eklemedim. Ancak Daru'nun kızıyla tanışması son D-Mail'den önceydi. Zaman makinesi onarımı bittikten sonra Suzuha'nın kızı olduğunu öğrendi. Tam o anda bir paradoks yaratması gerekirdi, diye düşünüyorum. Yoksa 16. bölüm sonu itibarıyla zaten Daru bir kızı olduğunun farkında bile değil tabii.

      YanıtlaSil
    7. Ayrıca bölümün sonunu bir daha izledim ve bir sonuca vardım. Okarin D-mail ile Suzuha ile ilgili geçmişlerini değiştirdiğinden dolayı, şimdiki zamanda sanki o zaman makinesi o binaya hiç çarpmamış gibi olduğundan dolayı; Kurisu ile hiç tanışmadılar ve buna bağlı olarak da Kurisu ile beraber yaptıkları bütün icatlar da ortadan kalktı. Bu sayede de Mayushii'nin ölmesine gerek kalmadı.

      YanıtlaSil
    8. Gayet mantıklı ama Mayushi'nin ölmesi neden gerekliydi en başta, onu çözemiyorum. Moeka neden Mayushi'yi gereksiz görüp öldürüyor ya da Mayushi'nin kaderi neden aynı günün aynı saatinde sonlanıyor? Belki de Suzuha'nın ölmüş olması Mayushi'yi kurtarıyor.

      YanıtlaSil
    9. Amerikan halkı ''LOST'' a o kadar sene dayanmış halk S;G gibi bir yapıma hayli hayli dayanırlar diye düşünüyorum. Belki benim bu tarz kurgulara dayalı senaryolara ilgimin fazlalığından mıdır bilmiyorum ama( Back to the future, Flashforward, Butterfly Effect vb.) bence S;G 10 numara kurguya sahip bir anime :)

      YanıtlaSil
    10. evet bende onu düşünüyorum. Suzuha'nın ölmesi Mayushii yi kurtarıyor.

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi