• Mawaru Penguin Drum - 3


    Mawaru Penguin DrumMawaru Penguin Drum
    Mawaru Penguin DrumMawaru Penguin Drum

    Bir haftasını daha ana senaryo hakkında tek bir fikir üretemeden geçirdiğim serinin yeni bölümü işleri biraz ağırdan almayı seçiyor. Köri yemeği ve onun önemi üzerinden Ringo'nun karakter gelişimi yapılırken kardeşler boş atıp dolu tutmaya uğraşıyorlar. Penguindrum ne olduğunu bizim gibi onlar da bilmiyorlar ve hala Himari'yi kurtaran hatuna inanmıyorlar. En azından bu bölümle birlikte şapkanın gücünün farkına varıyorlar. Gerçi süt içme sahnesinden anladığım kadarıyla her ikisinin de inkar ile gerzeklik seviyesindeki zeka düzeyleri bunu bile kesinleştirmiyor ya, neyse.

    Bölümün her dakikasında Ringo'nun hakimiyeti söz konusu. Öğrendiğimiz kadarıyla küçüklüğünden beri evine gelen hocasında gözü var. Seneler öncesinden başlayan bu tutku Ringo'da hala devam ediyor ve adamın evine verici yerleştirmek, onun için yükseklerden sarkmak, evine kadar takip etmek gibi farklı sapıklık metotlarını uygulamasına yol açıyor. Öğretmen Tabuki'nin evine kadar gelip birlikte köri yemek isteyen Ringo çok fena bir sürprizle karşılaşıyor.

    Dediğim gibi serinin ne anlattığını hala anlamış değilim. Büyük ihtimalle kader kavramına musallat olacak Mawaru Penguin Drum fena halde sembolizm de kullanan bir seri. Yönetmen herhalde derdini anlatmaya çok canlı animasyonunda saklanmış bir sürü detayla devam edecektir. Senaryo hala bilinmezlerle doluyken kullanılan müziklerin ve karikatür... hadi düzelteyim manga mizahının gücü çok bariz bir biçimde hissediliyor. Ringo'nun evde karşılaştığı sürprizle içinden yaptığı konuşmalarda nefis kareler kullanılmış. Kardeşlerin de hırsızlığa soyundukları sahnede çalan müzik bilinçli olarak 2. sınıf dedektif filmlerinden alınmış bir havada. İşte henüz başlamış Penguen'in başarısı da bu tip ayrıntılarda gizli. Senaryoyu ilerletmeyen bir bölümde bile çok keyifli anlara rastlamak mümkün.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi