• Kore wa Zombie Desuka - 13



    Keşke seri de bu OVA kadar saçmalasaydı. En azından komedisinde belli bir çıta yakalayabilirdi. Hiç gerek yokken bir konu türetilip maalesef berbat bir senaryo üzerinden hikaye anlatıldı. Halbuki bu OVA bizlere gösteriyor ki aslında işin komedi tarafından animenin yapımcıları çok da kötü değiller. Boş yere heba edilen son 6 bölümden ziyade inanın şöyle manasız olayların anlatıldığı bir animeyi tercih ederim.

    OVA'da üç kısa hikaye bulunuyor. İlkinde Hanaru bir festival düzenleyip kazanan erkeklere Sera veya Yuu'yu elletecek (!). İşte bu kadar saçma bir yarışma ama animedeki izlemesi en zevkli karakter Orito işin içine girince olaylar iyice komikleşiyor. İkinci hikayede Sera'nın berbat yemek yapması ve vampirlerin ellerine geçirdikleri eski bir tarif parşömeni var. Bu hikayede Ayumu ... en nazik tarifle arkadan alıyor, hem de birkaç kere. Üçüncü hikaye ise garip bir kart oyunu, kazanana ise bir dolma kalem var. Gördüğünüz gibi son derece salakça düşünülmüş üç ayrı hikaye var ama biraz çocuksu komediyle iyi harmanlamışlar. Her bölüme sıkıştırılmış ecchilerle de sıradan bir OVA kalitesine ulaşılmış.

    Bu OVA öyle ahım şahım bir OVA değil ama animenin bende bıraktığı tat o kadar leş ki resmen ilaç gibi geldi. Bu arada karakter isimlerini unuttuğumdan biraz site gezerken ikinci sezonun da çıkacağını öğrendim. Dilerim ilk sezondan bir şey öğrenmişlerdir, şayet öğrenememişlerse hiç değilse şu OVA'yı tekrar etseler yeter.

    2 Görüş:

    1. herkes saçma diyor bu seri için, ben izlemeyi düşünmüyorum. Bu arada Monster'i izlemeyi planlıyorum sence bir günde ne kadar bölüm izleyebilirim ;

      YanıtlaSil
    2. Yanlış hatırlamıyorsam ilk 10 bölüm geçtikten sonra geri kalanı su gibi akıyordu. Son 10 bölümü bir oturuşta izlemek isteyeceğini hesaba katarsam :) Günde 4-6 bölüm ayırabilirsin. İzlerken nerede durmak istediğine sen karar vereceksin zaten, o kadar nefis bir seri.

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi