• Tiger & Bunny - 11



    Önceki bölümlerde sırf ona ait bir süre ayırıp karakter gelişimine kastıktan sonra yapımcılar nihayet Origami'yi ve onun güçlerini sıkıştıracak bir yer bulmuşlar. Jake'in salıverilme kararından sonra Origami'yi casus olarak helikoptere bindiriyorlar ve voodoo bebeklerin nasıl çalıştığını öğrenmeye çalışıyorlar. Bu arada Bunny'nin aile trajedisi halkla paylaşılıyor ve herkes kahramanlarımızı desteklemek için gazı almış oluyor. Origami'nin kötü bir oyuncu olması işleri iyice zora sokuyor ve acımasız anti-kahramanımız Jake olayın farkına varıyor. Böylece yapımcıların bölümün tamamında kafa patlattıkları plan aynı bölüm sonunda rahmetine kavuşuyor. Tuhaf bir yönetim politikası...

    Konuyu dallandırıyorlar, onun dışında bölümle ilgili söylenecek pek bir şey yok. Bunny'nin geçmişi halka ifşa edildi, Hero TV'nin başındaki Maverick denen adam büyük ihtimalle "Legend" adı verilen ilk kahramanla aynı kişi, bir de şu resimdeki tuhaf durum mevcut. Atkılı kız eğer yönetmenin akrabası falan değilse eminim senaryoda önemli bir yer teşkil ediyordur. Şimdilik hiçbir fikrim yok.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi