• Tiger & Bunny - 6



    Nihayet biraz daha ciddi olup yine de eğlenceli kalmayı başaran bir bölüm izledik. Serinin kendini sürekli hafife alan havasının arada bir de olsa böyle dağıtılması çok iyi olacaktır. Tiger'ın sürekli Bunny'nin gölgesinde kalmasından çıkacak espriler de bir yere kadar. Aksiyon ve gizem bu serinin bence olmazsa olmazları, komedi de aksesuarı.

    İşleri arap saçına çevirmelerini sevdim. Birkaç bölüm önce oteli bombalayan Ouroboros dövmeli adamın bizimkilerin peşine düşmesi, Bunny'nin ailesinin yine bu dövmeye sahip bir adam tarafından öldürülmüş olması ve bir de yepyeni bir kötü. Kötünün kim olduğu az çok belli, yine spoilerdan kaçınayım ama bölüm içinde hep mahkumları veya suçluları öldürdüğüne dikkat ederseniz ve yakın zamandaki bölümlerden birinde anlık beliren kişiyi hatırlarsanız aynı sonuca varabiliriz diye düşünüyorum. Tabii bu durumda da bu karaktere "kötü" demek biraz ağır kaçacaktır. O kişinin bulunduğu mevki bu tür eylemler konusunda elini kolunu bağladığı için böyle bir yolu tercih etmiş olabilir. Şimdilik benimki sadece bir tahmin ama çok büyük ihtimalle kahraman kadrosuna bir yenisi eklenmek üzere.

    Bu bölümdeki aksiyon ve tempo çok hoşuma gitti. 25 bölümlük seride şimdiye kadar "nasıl olsa zaman bol" diyerek çok oyalanmışlardı, en azından bu bölümle birlikte potansiyellerini kanıtlama şansı buldular. Fire Emblem'i daha yakından tanıyacağımızı düşünüyordum fakat o konuda biraz hayal kırıklığına uğradım diyebilirim. Kahraman kadrosundaki her yan karaktere Blue Rose'a verdikleri kadar süre tanıyacaklarsa sorun değil gerçi. Bir de yavaştan işin rengi belli oldu gibi, Bunny'nin ailesini öldüren kişi serinin gizem unsurunu oluşturacak. İyice dallandırıp budaklandırırlarsa ortaya çok keyifli bir anime çıkabilir.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi