• Hanasaku Iroha - 7



    Evet, sonunda bir kötü bölüm de geldi. Hadi kötü demeyelim de sıkıcı diyelim. Bana göre bütün espriler tahmin edilebilir olduğundan hiçbir komiklikleri kalmamıştı. Geçen haftaki fragmandan bildiğimiz üzere Tomoe üzerine kurulmuş bölüm sadece bu kadının karakter gelişimine odaklandı. Şimdiye kadar "evde kalmış kız kurusu" imajı çizen sevimli baş hizmetçimiz, annesinin köşeye sıkıştırmalarından ve ısrarlarından bunalınca kendini işten attırmak için elinden geleni yapıyor... ama başaramıyor. İyice soğuduğu ve bir an önce kurtulmak istediği işine ise yeniden şevk duymasını Ohana ile Nakochi sağlıyorlar.

    Batı'dan Doğu'ya doğru gidildikçe ailelerin özellikle kız çocukları üstünde evlenip çocuğa karışmayla ilgili baskıları artıyor. Lakin Tomoe annesinin torun görme arzusuna karşılık vermekten ziyade kendi içindeki çelişkileri gidermek amacında. Etrafını genç kızların sardığı bu yetişkin kadın sürekli onlara bakıp iç geçirmekten öteye gidemiyor. Bulunduğu yaşın ona dayattığı koşulları karşılayamamaktan da şikayetçi ama sonunda verdiği kararla bunları elinin tersiyle itebilecek kadar da gözüpek. Ben en çok bu özelliğini sevdim ama dediğim gibi serinin karakterlerine bakış açısına artık alıştığımdan bana çok da büyük bir sürprizmiş gibi gelmedi.

    Senaryo ve konu olarak pek ilerleme kaydedilmese de bazı hoş sahneler barındıran bölüm bana göre çok didaktik bir anlatıma sahipti. Yan karakterlere tamamen adanmış böyle bölümleri sevemiyorum, kör göze parmak gibi hissettiriyorlar. AnoHana'daki gibi her bölümde karakterleri milim milim işleseler daha iyi olabilir ama Hanasaku'nun hem kadrosu daha geniş hem de bölüm sayısı daha fazla. Acele etmeye gerek yok kısacası.

    2 Görüş:

    1. Nedendir bilmiyorum bölüm 2-3'den itibaren anime bana görsel güzelliği dışında hiçbir şey vermiyor/veremiyor. İlk bölümü izlerken mükemmel bir seri başlıyor diyordum fakat 2... 3... derken ilgim git gide azaldı ve artık bölümleri iç çeke çeke izliyorum. Belki senaryonun hiç ilerlememesi, belki de beklentilerimin karşılanmamasıdır bunun sebebi. Fakat bir kaç arkadaşımın da bu yönde düşündüğünü duyduğumda serinin bir şekilde gerilemeye başladığının farkına vardım.

      Bölüme gelecek olursak yukarda da dediğim gibi ne gülebildim... ne de yüzümde tebessüm oluşturabilecek bir sahne görebildim. 1-7. bölümlerin hepsinde "güçlü ve hırslı kızlar!" tabirini görmekten de bayağa bi daraldım.

      Umarım gelecek bölümlerde artık bazı ilginç şeyler olmaya başlar, bu sayede anime hem şu monotonluğundan kurtulur hem de bölümleri izlerken içimden "bit... bit artık..." demeye bir son veririm...

      YanıtlaSil
    2. Ben bir senaryo olduğundan da şüpheliyim açıkçası. Yani Ohana'nın otel müdürlüğüne uzanan yolunu izlemeyeceğiz, onun yerine Ohana'nın iş hayatına atılmasını ve şehirdeki depresif halinden kurtulmasına göz atacağız. Senaryo elbette ki vardır da dediğin anlamda ilerleyen bir senaryo sanıyorum ki hiç görmeyeceğiz. Ko gelir de romantizm falan başlarsa belki...

      Gülme işini ben uzun zaman önce bıraktım, sersem bir sırıtmadan öteye gidemiyorum.

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi