• [C] The Money of Soul and Possibility Control - 4



    Başka bir noitaminA uçurumuna doğru sürükleniyoruz. Şimdiye kadarkiler gibi konu inşasına devam edilen bölümde yine ezberden konuşma huyundan vazgeçilmemiş. Kısa süreli serilerden çoğunun düştüğü hata bu: Bölümün içinde bir noktada karakterin biri "bilgi, bilgi, bilgi" diye Napolyon taklitlerine girişir ve izleyiciyi "boğar, boğar, boğar". C'de bazen Mikuni, bazen Msyu, bazen de Masakaki bu görevi üstleniyorlar. "Bak rakibine böyle saldırabilirsin ama şöyle yaparsan da öyle olur, bu arada unutmadan Finans Bölgesi'nde şu gruplar bulunur ve onlar..." Eh yani, ezberden şiir okurmuş gibi!

    Düşük çaplı bir seri olsa anlayacağım ama gerçekten üstüne kafa patlatılmış bir animasyon mevcutken nasıl oluyor da değerini bu kadar düşürebiliyorlar, hiç anlamıyorum. Sanki anlatacak çok şey, yetişecek çok durak var, dermiş gibi her şey inanılmaz bir tempoyla "geçiştiriliyor". Misal şu bölümde Mikuni'nin dövüştüğü sahnelerde o assetler bile hangi seriye verirseniz verin başlı başlarına bir bölümü hak ederler ama bölümün niyeti farklı olduğundan "vur, kır, messo, macro..." falan deyip yok direct, yok bilmem ne ile ağza bir parmak bal çalınıyor. Kendimi salak yerine konmuş gibi hissediyorum.

    Tamam, bölümün niyeti Finans Bölgesi'nden alınan para karşılığı oraya bırakılan teminatı, yani Entre'lerin geleceklerini irdelemek. Bir şeyin değeri en iyi kaybedildiğinde anlaşılır, onu da biliyoruz. Aklımıza gelmeyecek bir değişim yaşatılması da çok güzel. İnsanların geleceklerini (serbest çağrışım olarak hayallerini) tamamen ellerinden almak bundan önce gördüğümüz gibi onları intihara sürükleyebilir. Eve gelip de çocuklarınızı bulamazsanız kafayı yemeniz pek de mümkündür. Bu "oyunda" insanların neyi riske ettiklerini görmek açısından iyi düşünülmüş bir detay, tamam ama dövüşler hakkında kör cahil Yoga herkesi bu kadar rahat alt edebiliyorsa (ya da alt etmesi için destek alabiliyorsa) ne anlamı kaldı kahramanı dövüştürmenin?

    Neyse, öyle görünüyor ki Yoga'nın babasının neden intihar ettiği bir noktada seriye yeniden dahil olacak. Mikuni'nin bu çocuğa sürekli kol kanat germesinin başka bir nedeni olmalı. Tek başına bir üniversiteli dünya para piyasalarını tepetaklak ettiremez herhalde. Az kazan, az kaybet prensibini benimsemiş Mikuni belki de Yoga'nın çok kazanmasından korkuyordur. Belki bölüm içinde bunların cevabını da vermişlerdir ama her şey çok çabuk gelişti sayın hakim, hiçbir şey hatırlamıyorum.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi