• Kizuna Ichigeki



    Hongou Mitsuru'nun yönetmenliğinde, projenin 3. filmi Kizuna Ichigeki sevimli bir anlatım, eski tarz çizimler ve sıcak bir atmosferle küçük bir kız çocuğunun kazandığı dövüş sanatları turnuvasını anlatıyor. Kızın 13 yaşına 2 gün kala kazandığı turnuvada birinciliği 10 yıldır elinde bulunduran azılı şampiyon bu yenilgiyi hazmedemiyor ve kurallar gereği kızın diskalifiye edilmesini istiyor. Daha sonra da herkesi kızın üstüne salarak ufak bir kaos yaratıyor.


    İlk film Ojii-san no Lamp'a oranla hikaye zayıf. Üstüne dedenin bitmek bilmeyen geyikleri de sıkıcı. Kedinin geçmişinin anlatıldığı sahneler saçma ama bu da komediyi desteklemiş. Genelde eski tarz bir çizim benimsenmiş ama tarama atılan sahnelere epey emek harcandığı da ortada. Sonuçta projenin nasıl yeteneklere şans tanıdığını görmek açısından faydalı bir anime ama seyirlik sınıfını hiç aşamamış. Alt metinler biraz daha doldurulsa bu güzel animasyonun değeri daha da ortaya çıkabilirmiş ama kısmet ilerideki projelere artık.


    0 Görüş:

    Yorum Gönder

    Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi