• İzlenimler - Nisan(2) - Fireball Charming, Gintama, Ore-tachi ni Tsubasa wa Nai, Sengoku Otome: Momoiro Paradox, Tiger & Bunny


    Fireball Charming

    Tamamı CGI ile hazırlanmış, 2 dakikalık bölümlerden oluşan ilk sezonun devamı olan Charming yine 2 dakika kuralını bozmamış. Yakın zamanda ilk sezonu izlemiştim (zaten toplam 13 bölüm). Tarihi öğelere referanslar üzerinden yazılan ve çok fazla diyalogun barındığı bir komediydi. 2. sezon da aynı tempoda yine aynı iki karakterle ilerliyor. Bir prenses olan robot Drossel ve dev bir makine olan Gedachtnis arasında sonu gelmez bir muhabbetin sürdürüldüğü bölümler skeç tadını aşmıyor. Haliyle 2 dakikalık bölümlerden fazlasını beklemek de abes. Blogla(ya)mayacağım elbette ama ikinci sezon da bitince hepsini bir kerede izlemenizi tavsiye ederim.

    Gintama

    Gintama da bir komedi. 201 bölüm ve 4 yıl süren ilk serinin bir yıl ama anime olarak 2 yıl ardından (ilk bölümü izleyince anlarsınız) devam eden olaylarda karakterlerin birtakım değişiklikleri vurgulanmış ve reunion tadında epey komik bir bölüm ortaya çıkmış. Bu saatten sonra 201 bölümlük ilk sezonu izlemem mümkün değil ve öncesini bilmediğim serileri bloglamayı da çok saçma buluyorum. Uzaylılar, samuraylar, tuhaf ilişkiler çerçevesinde lakin en önemlisi sürekli kendisi ve senaryosuyla dalga geçen bir anime isteyenlere ilk sezondan başlayıp yetişmelerini tavsiye edebilirim herhalde.

    Ore-tachi ni Tsubasa wa Nai
    [Without Wings - Under the Innocent Sky]

    Ecchiler de bir bir yağmaya başladı. Haneda Takashi etrafı kızlarla çevrili bir playboydur ama kimseye anlatamadığı bir sırrı vardır. Chitose Shuusuke boş gezenin önde gidenidir ve sürekli kız peşinde koşmaktadır. Narita Hayato hayattan bunalmış 20 yaşında bir gençtir ve hiçbir şeyi kafasına fazla takmamaktadır. Ore-tachi ni Tsubasa wa Nai bu 3 erkeğin etrafında gelişecek ve kızlarla olan ilişkilerini irdeleyecek ama bu 3 karakterin ortak özellikleri izleyenleri çok şaşırtacak. Anidb forumlarında spoilerın kralını yediğim için serinin zevki kaçtı fakat iyi yönetilirse gerçekten keyifli bir seyirlik sunacakmış gibi görünüyor. Ecchisi abartı değil ve hikayesi oldukça yenilikçi. Büyük ihtimalle bitince bir inceleme yazacağım ama haftalık olarak yine herkese tavsiye ederim.

    Sengoku Otome: Momoiro Paradox
    [Battle Girls - Time Paradox]

    İşte boing türünden yeni bir ecchi. En azından kahramanımız Oda Nobunaga'nın göğüs ölçüsü bunu düşündürüyor. Hideyoshi şanssızlıktan bir türlü yakasını kurtaramayan genç bir kız. Metrodan inemez, dua için para atacakken deliği ıskalar, boncuğun üstüne basıp havada parende atar vs. Tapınağa dua etmek için gittiğinde yanlışlıkla başka bir boyuta geçiverir ve okulda öğrendiği Sengoku savaşçılarını karşısında bulur. Yalnız ufak bir farkla bu savaşçıların hepsi kadınlardan oluşmaktadır. Seri sıradan bir görünüm çizse de eski çağda geçmesi ve Japonya'yı bütünleştirmek isteyen Oda'nın mucize zırhı bulma macerası çok da yavan konular değil. Bir yandan tarihi unsurları ön plana çıkartacaklar, öte yandan güzel hatunlarla ekranı kaplayacaklar. Bu kadar çok seri varken bana göre değil lakin yine de türün meraklıları için hoş bir seyirlik olabilir.

    Tiger & Bunny

    Gelenekselleşmiş süper kahramanlı mecha türüne yeni bir soluk getiren Tiger and Bunny sıradan insanlarla süper kahramanların bir arada yaşadıkları hayali bir şehirde geçiyor. 45 yıl önce ortaya çıkan ve sebebi hala bilinmeyen bu süper güçlere sahip olan insanlara NEXT adı verilmiş. Televizyonda boy gösteren NEXTler bu rekabet ortamında tutunma savaşı veriyorlar. Kontratlarında “kahraman” olarak belirtilseler de işin özünde sadece birer işçi durumundalar. Serinin asıl esprisi bu kahramanlara sponsor olan firmaların günümüzdeki Japon Nikkei borsasındaki şirketlerden oluşmaları. Ben ilk bölümü çok beğendim. Şimdiye kadarkiler arasında en iyi açılış diyebilirim. Bir kere mantık çok güzel: Gerçek suçluları durdurmaya çalışan süper kahramanların sürükledikleri Hero TV. Aynı Formula pilotları gibi NEXTlerin de her taraflarında reklam bulunuyor. Komedi ve aksiyon bir arada, anti CGI biri olmama rağmen animasyon harikulade, OP/ED vasatın altında ama espriler şahane. Özellikle ölümle burun buruna kalan soyguncunun kendini kurtaracak süper kahramanı seçtiği ve Tiger'ın annesinin "Sen ölürsen kızına babasının bir kahraman olduğunu söylemek zorunda kalırım. Dikkatli ol lütfen." dediği sahnelere çok güldüm. Azıcık bir şüphem vardı ama 12 bölüm süreceğini de öğrendiğimden her hafta bu blogda yer vereceğim kesin.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi