• Gosick - 14



    Beyaz bir gülü nasıl maviye çevirirsiniz? Avucunuzun içine saklayacağınız mürekkebe bandırılmış bir parça pamukla tabii. Geçen bölümde başlayan simyager arcı devam ettirilirken bu enteresan bilgi haricinde hiçbir yenilikle karşılaşmıyoruz. V ile Avril'in Kujo gibi bir dingil uğruna girdikleri ağız dalaşlarını saymazsak. Brian Roscoe bir süredir kendini iyice gösteriyor ama hala konuya tam anlamıyla dahil olabilmiş değil.

    Minyon kızımız V aslında istediğinde 3 saniye içinde koca bir sırayı kaldırabiliyormuş. Avril ise argo konusunda yenilikçi akımı benimsemiş. İnsanların ve hatta kendisinin bile anlayamayacağı hakaretler edebiliyormuş. Yaşlı bir levazımatçı neden bilinmez hikaye anlatmaya başladığı sırada kendini kamp ateşi etrafında zannedip etrafındakileri korkutmaya çabalamaktaymış. Gözlüklü öğretmen her taraftan pırtlar olmuş ve tüm bunların bize hiçbir faydası dokunmazmış. Cumartesi günlerimin en çerez izlencesi Gosick artık kabak tadı vermeye doğru emin adımlarla yol almaktaymış.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

    Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi