• [C] The Money of Soul and Possibility Control - 2



    Animenin kurallarını tanıyalım haftasında gösterilen bölümde geçen hafta olduğu gibi çabucak bir dövüş tertip ediliyor. Bu kez sahnede başroldeki Yoga ve onun "Asset"i Msyu bulunmakta. Finans Bölgesi (FB)'nin gediklilerinden sayılan bir rakibe karşı mücadele veren ikili başlarda Yoga'nın cehaleti yüzünden epey bir sopa yeseler de tek bir darbeyle (!) rakiplerini alt etmeyi başarıyorlar. Yoga bu dövüşten kazandığı parayla okulda kendine ziyafet çekerken etrafta Midas parası görmeye başlıyor ve ufaktan kafayı yemek üzereyken serinin karizma abisi Mikuni ona yardım elini uzatıyor.

    Animenin yayında kalacağı süre bayağı kısa olacak ve bu yüzden hemen kuralları çizmelerini anlayışla karşılıyorum ama ellerini bu kadar çabuk tutmalarına gerek yok. Yani bölümün ilk dakikalarında Masakaki'nin durmaksızın konuştuğu, sonrasında da dövüşle karışık FB'nin kurallarını anlattıkları sahneler bana çok kalabalık göründü. Bir yandan epey prodüksiyon masrafı harcandığı belli olan dövüşlerle bölgenin altı üstüne gelirken öte yandan Msyu'nun üç konuşup, bir bağırması dikkati dağıttı. Konuyu böyle örmeyecekleri aşikar, o yüzden başta tökezlemenin bir mahsuru yok.

    FB'ye giren birinin haftalık dövüşme zorunluluğu bulunmakta. Öyle "bir kere vurdum voliyi, bozmam keyfimi" havalarına giremiyorsunuz. "Entre"ler (kart sahipleri) her dövüşten önce "Asset"lerini çağırıyor ve onlar üzerinden dövüşüyorlar. Acaba kart sahiplerinin fiziksel bir etkide bulunma şansları var mı, hala emin değilim. Çağrılan "asset"lerde özellikle elf çizimler ve hepsinde bulunan boynuzlar birer Midas referansı. Dokunduğu her şeyi altına çevirmesiyle ünlenen Midas parası, Finans Bölgesi'nden günümüz dünyasına geçiş yapanların görebildikleri bir banknot, bir nevi kirli para olarak resmedilmiş. Tarot kartından esinlenilmiş banka kartları da bu bölümde Masakaki tarafından dile getirilen FB'deki "gelecek" kavramını destekler nitelikte.

    Serinin müzikleri gayet iyi ve çeşit çeşit. Zaten çeşitleme yapmaları hoşuma gittiğinden iyi buldum ama melodiler de iyi seçilmişler (Şimdiden not: OST çıktığında indirmek lazım). Masakaki'nin çizimlerinde CGI kullanmışlar gibime geldi. Hareketleri falan pek çizim değilmiş gibi sanki. Msyu ile Yoga arasındaki ilişki bayağı ense şaplak başladı ama tahminim böyle devam etmeyeceği yönünde. Yoga'nın geleceği gibi resmedilen Mikuni ile Q arasındaki gibi samimi bir hale dönüştüreceklerdir. Böyle her şeyle ilgili madem önceden atıp tutmaya başladım, serinin kapanışının da Mikuni ile Yoga arasında geçeceğini söylemiş olayım. C'den tek dileğim, hiçbir tahminimin tutmayıp her hafta beni şaşırtması.

    1 Görüş:

    1. Yoga'nın durumunun hemen Mikuni ile karşılaştırılarak açıklamaya gidilmesinden hoşlanmadım. DTB'deki gibi cevapları göze sokmadan izleyicinin dikkatine sunulan bir seri olsa daha mutlu olurdum. Artı dövüşlerdeki para ve güç göstergelerinin 2 koca zigotumsu yuvarlak ile betimlenmesinden de hoşlanmadım. Kişinin önünde holografik ufak bir kontrol paneli olsa daha ciddi dururdu. Bu noktalardan dolayı sanki bizi şaşırtamayacakmış gibi geliyor.

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi