• Mahou Shoujo Madoka Magika - 12



    "Jean D'Arc gibi Madoka da bizim günahlarımız için can verdi. Akemi Homura bizim peygamberimiz ve kurtarıcımızdır. Bundan böyle bir dilekte bulunan kim olursa yanında Madoka'yı bulacaktır. O'na ve dünyayı emanet ettiği Homura'ya inanın."

    Yani benim çok ciddi bir İncil tahsilim yok ama finalin kısaca özeti bu şekilde. Geçmiş ve gelecekteki tüm cadıları yeryüzünden silmeyi dileyen Madoka nihayet Mahou Shoujo oldu. Bu dileği sayesinde dünyanın uzay-zaman düzlemindeki yerini kökünden koparıp yeni baştan oluşturdu. QB'nin "Tanrı" referansıyla da Kutsal Ruh'a dönüşen Madoka geçmişteki ve gelecekteki tüm cadıları yok edip dünyaya yeni bir düzen getirdi.

    QB geçen bölümde durumun vahametini anlatırken benim aklıma farklı bir çözüm gelmişti. Madoka, QB ve türünün dünyaya asla gelmemiş olmalarını dileyecek sanmıştım ama bunun yerine bir kez daha mevcut dini inanışlardan birini seçerek sıradanlaşmayı tercih ettiler. Yani şimdiye kadarki muhteşem serilerin büyük çoğunluğu da finallerinde dini referanslar kullanıp onca bölümün değerini azaltmışlardır, sadece çok azı kendi söyleminin arkasında tek başına durma cesaretini göstermiştir. Madoka ise ne yazık ki bu gruba dahil olamadı.

    Animasyon ile bundan önceki 11 bölümün atmosferi, konu ve karakter gelişimleri benden tam puan alır lakin son bölüm fazla "anime finali" olduğundan seriyi ümit ettiğim çıtadan uzaklaştırdı. Yine de her şey bir yana şu ana kadar senenin en iyisi tartışmasız Madoka. Keşke gelmiş geçmiş en iyilerden biri olmayı da başarabilseydi...

    2 Görüş:

    1. dini referans kullanınca neden değeri azalıyormuş anlayamadım. semavi dinlere düşman olabilirsin ama sırf konusu benzedi diye kötülemen yanlış. bu konu çok kullanıldı daha orjinal olsaydı şeklinde yazdıysan bir bakıma anlarım. ama hemen semavi bir din referansı görünce öcü demek haksızlık. neyse senin yorumun.

      YanıtlaSil
    2. Öyle yazmış olmama rağmen bir bakıma anlamamışsın.

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi