• Supernatural The Animation 5-6


    Savage Blood

    Animenin başarılarını da gözden kaçırmamak gerek. Her bölümde kısa kısa da olsa Winchester ailesinin bağları işlenmeye devam ediyor. Kimi zaman eskilerden bir hatıra canlanıyor kimi zaman da işler şimdiki tanıdıklara kadar uzanıyor. Bu bölümde çok vahşi bir infazla başladıktan sonra Dean genç bir çocuğu himayesi altına alıyor ve ona Judo öğretiyor. Sam ise kasabaya gelen bir vampir avcısını gözetlemekle meşgul. Bölümün sonlarına doğru çocuğun ve babasının birer vampir olduklarını öğreniyoruz ki asıl bomba finalde patlayıveriyor. Ben bu bölümü bir hayli beğendim, hem açılışındaki inanılmaz atmosfer çok iyiydi hem de 20 dakika içerisinde çocuğun işlenişi gayet yerindeydi. Kısa bile sürse etkili bir konu inşası yapıldı.

    Till Death Do Us Part

    Dedim ya eskilerden bir hatıra canlanıveriyor diye, bu bölümde de Sam'in kaybettiği kız arkadaşını hemen seriye dahil ettiler. İlk tanışmaları, flörtleri, ilk öpüşmeleri vs. derken Sam'in hayatına dair önemli bir bilgi elde etmiş olduk. Ayrıca kardeşlerin babasını ilk defa bu kadar aktif bir rol üstlenirken gördük. Bloody Mary efsanesine dayandırılan bölüm yine oldukça sağlam gore içeriğe sahipti. Böyle bir yapımın sansür yemediğini görmek çok güzel. Doğa üstü olayları anlatıyoruz diye kan göstermekten kaçınmadıkları gibi bazı sahneleri ciddi anlamda korkutucu kılmayı da başarmışlar. İlk parti bitti, ikinci 6 bölümlük partinin de 9 Mart'ta çıkacağı belirtilmiş.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi