• Yumekui Merry - 4



    Dream Eater Merry

    Horrr.... pişşşş.... horrrr.... pişşşş.....

    İstikrar diyor yapımcılar. Madem geçen hafta sıkıntılara boğmuştuk, bu hafta da düzenimizi bozmayalım ve izleyiciyi seri hakkında hiçbir ilerleme kaydetmeyecek sahnelerle sıkmaya devam edelim demişler. 18 dakika boyunca giriş yapılan "konumsu" son 3 dakikada şıpın işi bitiriliyor. Başı sonu belli bölümlerden bana gına geldi. Yumekui Merry daha ne kadar önüne çıkan Dream Demon'ları yok etmeye devam edecek, hiç merak etmiyorum. Elimiz mahkum izliyoruz.

    Esas oğlanımızın okuldaki edebiyat kolunun başkanı olan kız günün birinde telefonuna yanlışlıkla gelen mesaj sayesinde Chris isminde biriyle tanışır. Zaman içinde devam eden mesaj trafiği sayesinde kızımız kafasında hayaller kurmaya başlar ve tanışma günü geldiğindeyse Chris'in gerçek kimliğini öğrenir. Bu kızın hiç denecek kadar az bir karakter anlatımıyla bizlere sunulan profili bölüme ve seriye hiçbir şey katmaz, hatta izleyicinin vaktinden de bir hayli aşırır. Merry gelir, kötü ruhları defeder, iyiler kazanır, lay lay... Her bölümün başı, ortası, sonu belli. Tek bilinmeyen şey bu kısımların ne kadar tutulacağı. Bu haftaki gibi 17 dakika giriş, 1 dakika gelişme, 3 dakika sonuç çok başarısız bir strateji, umarım bundan vazgeçerler.

    1 Görüş:

    1. Seriyi 4 gözle bekliyordum fakat sizinde belirttiğiniz üzere "Adventures of Merry" tarzı bir şeye dönüşmeye başladı. Belki aksiyonu ile ilgi çekmeye çalışıyorlar fakat ne yazık ki onlar da acınası durumda. Tek ilgimi çeken dövüş sahnesi Merry ile Chaser John Doe oldu, ötekilerden en küçük zevk/heyecan duymadım. Ayrıca tek ilgimi çeken karakter de Chaser John Doe.

      4.bölümün sonundaki preview'den yola çıkarsak, gelecek bölüm 1-2 değişiklik olacakmış gibi duruyor, en azından olacağına dair umudum var.

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi